MÜSLÜM AKTÜRK
Köşe Yazarı
MÜSLÜM AKTÜRK
 

BAŞKAN BEYAZGÜL’ÜN SEL SINAVI NASIL GEÇTİ?

Şanlıurfa asrın depreminden kısa bir süre sonra bu kez asrın sel felaketiyle karşı karşıya kaldı. Daha depremin etkisi atlatılmamışken, yaralar sarılmaya çalışılırken sel baskını ikinci büyük yıkıma yol açtı. Böyle durumlarda en önemli görev elbette yerel yönetime düşüyor. İşin başında liyakat sahibi, güvenilir bir yönetim varsa felaketin hasarı da o nispette daha az şekilde atlatılabiliyor. CHP Şanlıurfa Milletvekili Aziz Aydınlık, sel felaketine karşı gerekli önlem alınmadığını iddia ederek yetkililere tepki gösterdi ve can kayıplarının bu yüzden fazla olduğunu öne sürdü. Peki, Başkan Beyazgül, Aziz Aydınlık ve birkaç kişi tarafından bu konu ile ilgili eleştirilmeyi gerçekten hak ediyor mu, gelin hep birlikte karar verelim… *** Can kayıplarının yaşandığı üç yer var: Abide Kavşağı, Süleymaniye Mahallesi ve Piazza AVM… Hemen söyleyelim; Başkan Beyazgül’ün bu üç yerin yapılması, kurulması ve inşası ile hiç alakası yok. Şanlıurfalıların bir zamanlar piknik amacıyla kullandığı Karakoyun Deresi kenarına inşa edilen Süleymaniye Mahallesi’nin geçmişi 80’lİ yıllara dayanıyor. Yine eski otogarın yerine yapılan Piazza AVM’nin kuruluş yılı da 2013, yani Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül’den önceki dönem… Başkan Beyazgül, en çok tepkinin geldiği Abide Kavşağı’ndaki alt geçidin de kendisiyle alakalı olmadığını ve 2012 yılında inşa edildiğini söylüyor. Şehrin trafiğini rahatlatmak için Abide Kavşağı’nın üstüne yapılan ve yaklaşık dört ay önce açılışı gerçekleştirilen viyadük projesi selden etkilenmediğine göre Abide Kavşağı üzerinden Sayın Beyazgül’e yüklenilmesini doğru bulmuyoruz. Birlik, beraberlik, dayanışma ve yardımlaşmanın tavan yapması gereken bir atmosferde huzursuzluk çıkarma peşinde koşanlara halk prim vermedi zaten. Haddizatında Başkan Beyazgül, göreve gelir gelmez Süleymaniye Mahallesi’nde kamulaştırdığı 383 konutun boşaltılması sayesinde belki onlarca insanın selden kurtulup hayatta kalmasına vesile olmuştur. Şanlıurfa’da 2 bin civarındaki kamulaştırmanın arasında duvarlarına “Ölüm seni bekliyoruz” şeklinde yazılar yazılan gecekondular vardı. Kale eteğinde 22 yıldan beri problemlerinin çözülmesini bekleyen 309 yapının yazışmalardan öteye gitmeyen sorunu da yine Başkan Beyazgül tarafından müspet şekilde sonuçlandırılmıştır… DEVLET İLK ANDAN İTİBAREN HEP YANIMIZDA OLDU Bu arada Süleymaniye Mahallesi Muhtarı Salih Dağ’la telefonla konuştum. 30 yıldan beri aynı mahallede ikamet ettiğini ve böyle bir afetle ilk defa karşılaştığını belirten Salih Dağ, bu çapta bir sel felaketine Allah’tan başka hiçbir gücün karşı koymasının mümkün olmadığını söyledi. Muhtar Dağ, devletin ilk andan itibaren yanlarında olduğunu hatırlatarak, “Üç bakanımız, valimiz, belediye başkanlarımız, polisimiz, askerimiz STK’larımız hepsi yardımımıza koştu. Çizmelerimizi giyip birlikte evleri kontrol ettik. Allah devletimize, milletimize zeval vermesin ve bizleri böylesi afetlerden korusun” dedi.      *** Bir de tarım arazilerinin, dere yataklarının “imara açıldı” iddiası var. Sayın Başkan, bu konuda da açıklama yaptı ve bir metrekare tarım arazisine bile imar izni vermediğini söyledi. Gelelim “felaket süreci iyi yönetilemedi” faslına. Başta da ifade ettik; bu sel öyle sıradan bir su baskını değil, yüzyılda ancak görülen bir afet. Şanlıurfa’da yıl boyunca yağan yağışın ortalaması 450 kilogram. Sel felaketinin yaşandığı iki günde kente düşen yağış miktarı ise 150 kilogram. Yıllık yağışın üçte birini yani 4 aylık yağışı iki günde alan bir kentte hangi tedbir yeterli kalır? Derelerin kaldıramadığı sele mazgallar dayanabilir mi? Televizyonlarda izledik; bakanlarıyla, valisiyle, belediye başkanlarıyla, asker ve polisiyle herkes seferber oldu. Valisi de, başkanları da bizzat çalışmaların başında yer alıp vatandaşın yardımına koştular. Tabii depremde olduğu gibi selde de felaket tellalları boş durmadı! “Motopomp olmadığı için Abide Kavşağı’ndaki sular kepçeyle boşaltılmaya çalışılıyor” yalanı piyasaya servis edildi. El insaf yahu. Milletin aklıyla bu kadar da alay edilmez ki. O kadar suyun kepçeyle tahliye edilmesi mümkün mü? Sorduk soruşturduk, motopomplardan önce çamurun temizlenmesi gerekiyormuş ve bunun için kepçe kullanılmış. Kolay değil, 700 noktada sel felaketine karşı ihbar geliyor ve bu kadar yoğunluğa rağmen ihbar edilen yerlere belediyelerin yanı sıra kamu kurumlarının araç-gereçleriyle müdahale ediliyor. BUNDAN SONRA NE YAPILABİLİR?   Bir uçak kazasında suçu uçak sahibine yükleyebilir miyiz? Bakımından kaçınmadığı uçağını tecrübeli bir pilota teslim etmiş uçağın sahibi herhangi bir kazada kusurlu olabilir mi? Kaldı ki yukarıda da belirttiğimiz gibi sel felaketinin en çok hasar verdiği, can kayıplarına yol açtığı yerlerin kurulması, yapılması ve inşası gibi çalışmalar Başkan Beyazgül’ün dönemine ait değil. Dolayısıyla Sayın Beyazgül’ün Abide Kavşağı ile ilgili eleştirileri kesinlikle hak etmediğine inanıyoruz.  Buna rağmen, felaketin bu kadar korkutucu boyutlara ulaşmasında mühendislik hatası, kusuru ya da yapım sırasında malzemeden kaçırma gibi bir yolsuzluğun, usulsüzlüğün olup olmadığının araştırılması gerekir. Şunu unutmamamız lazım; benzer üzücü hadiselerle bir daha karşılaşılmamasını istiyorsak her şeyi devletten beklemeyelim. Yangından mal kaçırır gibi, “fırsat bu fırsat” deyip olur olmaz yerlere beton yığınlarını kondurursak gün gelir bunun bedelini çok kötü bir şekilde öderiz. Atalarımız “Bir musibet bin nasihatten iyidir” demişler ya. Biz iki büyük musibeti arka arkaya yaşadık, “inşallah ders alır bundan böyle daha dikkatli oluruz” diyerek yazımızı tamamlayalım…
Ekleme Tarihi: 21 Mart 2023 - Salı

BAŞKAN BEYAZGÜL’ÜN SEL SINAVI NASIL GEÇTİ?

Şanlıurfa asrın depreminden kısa bir süre sonra bu kez asrın sel felaketiyle karşı karşıya kaldı.

Daha depremin etkisi atlatılmamışken, yaralar sarılmaya çalışılırken sel baskını ikinci büyük yıkıma yol açtı.

Böyle durumlarda en önemli görev elbette yerel yönetime düşüyor.

İşin başında liyakat sahibi, güvenilir bir yönetim varsa felaketin hasarı da o nispette daha az şekilde atlatılabiliyor.

CHP Şanlıurfa Milletvekili Aziz Aydınlık, sel felaketine karşı gerekli önlem alınmadığını iddia ederek yetkililere tepki gösterdi ve can kayıplarının bu yüzden fazla olduğunu öne sürdü.

Peki, Başkan Beyazgül, Aziz Aydınlık ve birkaç kişi tarafından bu konu ile ilgili eleştirilmeyi gerçekten hak ediyor mu, gelin hep birlikte karar verelim…

***

Can kayıplarının yaşandığı üç yer var: Abide Kavşağı, Süleymaniye Mahallesi ve Piazza AVM

Hemen söyleyelim; Başkan Beyazgül’ün bu üç yerin yapılması, kurulması ve inşası ile hiç alakası yok.

Şanlıurfalıların bir zamanlar piknik amacıyla kullandığı Karakoyun Deresi kenarına inşa edilen Süleymaniye Mahallesi’nin geçmişi 80’lİ yıllara dayanıyor.

Yine eski otogarın yerine yapılan Piazza AVM’nin kuruluş yılı da 2013, yani Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül’den önceki dönem…

Başkan Beyazgül, en çok tepkinin geldiği Abide Kavşağı’ndaki alt geçidin de kendisiyle alakalı olmadığını ve 2012 yılında inşa edildiğini söylüyor.

Şehrin trafiğini rahatlatmak için Abide Kavşağı’nın üstüne yapılan ve yaklaşık dört ay önce açılışı gerçekleştirilen viyadük projesi selden etkilenmediğine göre Abide Kavşağı üzerinden Sayın Beyazgül’e yüklenilmesini doğru bulmuyoruz.

Birlik, beraberlik, dayanışma ve yardımlaşmanın tavan yapması gereken bir atmosferde huzursuzluk çıkarma peşinde koşanlara halk prim vermedi zaten.

Haddizatında Başkan Beyazgül, göreve gelir gelmez Süleymaniye Mahallesi’nde kamulaştırdığı 383 konutun boşaltılması sayesinde belki onlarca insanın selden kurtulup hayatta kalmasına vesile olmuştur.

Şanlıurfa’da 2 bin civarındaki kamulaştırmanın arasında duvarlarına “Ölüm seni bekliyoruz” şeklinde yazılar yazılan gecekondular vardı. Kale eteğinde 22 yıldan beri problemlerinin çözülmesini bekleyen 309 yapının yazışmalardan öteye gitmeyen sorunu da yine Başkan Beyazgül tarafından müspet şekilde sonuçlandırılmıştır…

DEVLET İLK ANDAN İTİBAREN HEP YANIMIZDA OLDU

Bu arada Süleymaniye Mahallesi Muhtarı Salih Dağ’la telefonla konuştum. 30 yıldan beri aynı mahallede ikamet ettiğini ve böyle bir afetle ilk defa karşılaştığını belirten Salih Dağ, bu çapta bir sel felaketine Allah’tan başka hiçbir gücün karşı koymasının mümkün olmadığını söyledi. Muhtar Dağ, devletin ilk andan itibaren yanlarında olduğunu hatırlatarak, “Üç bakanımız, valimiz, belediye başkanlarımız, polisimiz, askerimiz STK’larımız hepsi yardımımıza koştu. Çizmelerimizi giyip birlikte evleri kontrol ettik. Allah devletimize, milletimize zeval vermesin ve bizleri böylesi afetlerden korusun” dedi.     

***

Bir de tarım arazilerinin, dere yataklarının “imara açıldı” iddiası var.

Sayın Başkan, bu konuda da açıklama yaptı ve bir metrekare tarım arazisine bile imar izni vermediğini söyledi.

Gelelim “felaket süreci iyi yönetilemedi” faslına.

Başta da ifade ettik; bu sel öyle sıradan bir su baskını değil, yüzyılda ancak görülen bir afet.

Şanlıurfa’da yıl boyunca yağan yağışın ortalaması 450 kilogram. Sel felaketinin yaşandığı iki günde kente düşen yağış miktarı ise 150 kilogram. Yıllık yağışın üçte birini yani 4 aylık yağışı iki günde alan bir kentte hangi tedbir yeterli kalır?

Derelerin kaldıramadığı sele mazgallar dayanabilir mi?

Televizyonlarda izledik; bakanlarıyla, valisiyle, belediye başkanlarıyla, asker ve polisiyle herkes seferber oldu. Valisi de, başkanları da bizzat çalışmaların başında yer alıp vatandaşın yardımına koştular.

Tabii depremde olduğu gibi selde de felaket tellalları boş durmadı!

Motopomp olmadığı için Abide Kavşağı’ndaki sular kepçeyle boşaltılmaya çalışılıyor” yalanı piyasaya servis edildi.

El insaf yahu.

Milletin aklıyla bu kadar da alay edilmez ki.

O kadar suyun kepçeyle tahliye edilmesi mümkün mü?

Sorduk soruşturduk, motopomplardan önce çamurun temizlenmesi gerekiyormuş ve bunun için kepçe kullanılmış.

Kolay değil, 700 noktada sel felaketine karşı ihbar geliyor ve bu kadar yoğunluğa rağmen ihbar edilen yerlere belediyelerin yanı sıra kamu kurumlarının araç-gereçleriyle müdahale ediliyor.

BUNDAN SONRA NE YAPILABİLİR?  

Bir uçak kazasında suçu uçak sahibine yükleyebilir miyiz?

Bakımından kaçınmadığı uçağını tecrübeli bir pilota teslim etmiş uçağın sahibi herhangi bir kazada kusurlu olabilir mi?

Kaldı ki yukarıda da belirttiğimiz gibi sel felaketinin en çok hasar verdiği, can kayıplarına yol açtığı yerlerin kurulması, yapılması ve inşası gibi çalışmalar Başkan Beyazgül’ün dönemine ait değil.

Dolayısıyla Sayın Beyazgül’ün Abide Kavşağı ile ilgili eleştirileri kesinlikle hak etmediğine inanıyoruz. 

Buna rağmen, felaketin bu kadar korkutucu boyutlara ulaşmasında mühendislik hatası, kusuru ya da yapım sırasında malzemeden kaçırma gibi bir yolsuzluğun, usulsüzlüğün olup olmadığının araştırılması gerekir.

Şunu unutmamamız lazım; benzer üzücü hadiselerle bir daha karşılaşılmamasını istiyorsak her şeyi devletten beklemeyelim.

Yangından mal kaçırır gibi, “fırsat bu fırsat” deyip olur olmaz yerlere beton yığınlarını kondurursak gün gelir bunun bedelini çok kötü bir şekilde öderiz.

Atalarımız “Bir musibet bin nasihatten iyidir” demişler ya.

Biz iki büyük musibeti arka arkaya yaşadık, “inşallah ders alır bundan böyle daha dikkatli oluruz” diyerek yazımızı tamamlayalım…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.