Her zaman kadın ve toplumdaki yeri tartışmalı olmuştur.Kendimi bildim bileli bu konu nerede ise hiç gündemden düşmedi.Bu konular arasında kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi,kamu alanlarında çalışması ve parlamentoya girmesi gibi konular halen gündemden düşmemektedir.
Kadın hakları diye diye öyle bir duruma geldik ki, artık evlenen birçok erkek nerede ise kadınların kölesi haline geldi.İslamdan evvel kadının hiç bir değeri yoktu ve adeta bir eşyadan ibaretti.Malum olduğu üzere kadınlarla ilgili Kur’anı Kerimde Nisa suresi nazil oldu. Hz. Meryem'e de keza bir sure nazil olmakla, Hz. Meryem en yüce kadın oldu ve annemiz olarak kudsi bir makam kendisine verildi.
Kur'anı Kerim ayrıca bütün saliha annelere erişilmez bir makam daha verdi. Kadınlar değil, cennet anaların ayakları altındadır diyerek onun ne kadar kudsi bir varlık olduğunu bir kez daha vurguladı. Cennet gibi en ala bir makamı annelerin ayakları altına serdi.
Zira anne dokuz ay çocuğu karnında taşır onunla yatar kalkar, anne olan böyle bir hayatın zorluğunu bilir, erkekler nereden bilsin. Erkekler iki lokma fazla yese, hele bir maden suyu getirin veya bir ilaçla midenin feryadını dindirmeye çalışır. Şüphesiz ki günümüzü kast ediyorum.
Kadın sancılı bir doğum yapar, çocuğunu iki yıl kadar kucağında taşır ve onu emzirir. Gece kaç defa çocuk kalksa o da beraber kalkar çocuğu emzirdikten sonra altını temizler ve bütün bunları yaparken çocuğuna karşı Allah'ın verdiği şefkat ve merhamet asla eksilmez.
Çocuğun ayağına bir diken batsa o acıyı kalbinde hisseder.Bir kadının yavrusuna bir günlük süt vermesi bir köle azad etmiş gibi sevap almasına neden olur.Çocuğu belki yedi yılda elinden tutarak onu hep yanında taşır.
Hayvanlar aleminde de yavrular annelerle beraberdir.Tavukların etrafında bir çok civciv dolaşır. Horoz orada zaman zaman ezan okur ama yavrular horozla birlikte dolaşmazlar.
Tavuk yavrusunu tehlikeden kurtarmak için tereddütsüz bir fedai gibi itin ağzına atılır.Anne birçok yavruyu besler ve yetiştirir ilk muallim annedir.
Kadını mukaddes bir varlık olarak anlamayanlar kadınların zayıf olması sebebiyle bazıları tarafından kadınlara yapmadıkları zulüm kalmamıştır.Geçmişte anne ve babalarının rızası olmadığı için habersiz olarak evlenmek isteyenler evden kaçarlardı.Eğer bunlar nikah yapmışlarsa elbette İslam dininde bunlar mübah olan bir evlilik yapmışlardır.
İmamı Azam’a göre bu evlilik geçerlidir.İmamı Şafiye göre ise ebeveynin rızası lazımdır. Bu durumda da nikah geçersiz sayılmaz.
Ancak bazıları tarafından din bilinmediğinden ve örf dinin yerine geçtiğinden geçmişte evden kaçan kızları fırsat bulan yakınları öldürürlerdi.Erkek tarafı erkeği öldürmezdi.
Bir insanın hanımı vefat ettiği zaman da hala din değil örf yaşanıyor,çocukları babalarını evlendirmek için ellerinden geleni yaparlar .
Aynı hassasiyet anne için geçerli değildir, annemiz nasıl bir başkasıyla evlenir gibi asılsız bir gerekçeye sarılırlar .Halbuki bir babanın evlenme hakkı olduğu gibi bir annenin de evlenme hakkı aynıdır.
Hz. Peygamber oğlum dediği ve daha evvel bir köle olan Hz. Zeyd’e kendi halasının kızı olan Zeyneb’i nikahlamış, Hz. Zeyneb’in yüksek ahlakıyla geride gelen Hz. Zeyd onu boşamış ve Hz. Zeyneb’in nikahını Allah kıyarak Hz. Peygamberle evlenmiştir.Bu durum köleliğe iki darbe indirmiştir.
Bazı anneler eşi vefat ettiği zaman bir yavrusu da olsa onun bir başkasının kanatları altına girmesine razı olmaz, evlenmez ve hayatını adeta ona feda eder.Bu tarifi imkansız bir fedakarlık ve tercihtir elbette.
Evet Kur'anı Kerim’de erkeklerle ilgili özel bir sure nazil olmamıştır.
Babanın da hakları yücedir ama hiç bir zaman anneye yetişemez.
Kalın sağlıcakla.