Abdulkadir İkbal
Köşe Yazarı
Abdulkadir İkbal
 

ŞAİR NABİ’Yİ ANLAMAK

      28 Nisan salı günü benim de üyesi olduğum Yazarlar Birliği Urfa Şube Başkanı, Sayın Cuma Ağaç kardeşimizin moderatörlüğünde , konuşmacı olarak kıymetli hocalarımız Prof. İbrahim Halil Tuğluk ile Prof Ekrem Bektaşın da katıldığı YUSUF NABİ’ yi anmak üzere bir panel düzenlendi.     Her iki hocamızda çok değişik açıdan Yusuf Nabi’yi anlattılar, dinleyiciler merak ve ilgiyle bu konuşmaları can kulağıyla dinledi..Salonda bir çok yazar, şair, akademisyen ve talebeler de vardı.    Yusuf Nabi 23 yaşında iken Urfa’dan Osmanlının başkenti olan İstanbul'a gitmiş, yazdığı şiirlerle gerek edebiyat ve gerekse siyasi alanda dikkatleri üzerine toplamış ve sarayda kendisine önemli bir görev tevdi edilmiştir.     Hem edebiyat ve hem de siyasi gücü arkasına alan ve meczeden Yusuf Nabi, bugün bile bir çok insanımızın anlamakta zorluk çektiği muhteşem eserlerini ortaya koymuştur. Yusuf Nabi hakkında bir çok yazarımız, şairimiz onu anlatmış ise de mükemmel bir donanıma sahip olan Yusuf Nabiyi tam olarak anlatmak hiç te kolay olmamış ve olmayacaktır.     Yusuf Nabi'nin eserlerinden de anlaşılacağı üzere dört dil bilmektedir.Ana dili Kürtçedir. Türkçe, Farsça ve Arapçayı da çok iyi bilmektedir. Bu dört dilden meydana gelen sıradağlar gibi metin kelimelerle, mısraları yan yana getirip edebiyat dünyamızın en yüksek basamaklarına tırmanmıştır.     Hem iman, hem cesaret ve hem de ahlakla bezenmiş dizeleri, mana yüklü olan birer şaheser ve hazinedir. Bir beyitten çıkan manaları hakkında belki işin erbabı tarafından birçok makale veya kitap dahi yazılabilir.     Başta Kur'anı Kerim, hadis ve daha nice büyük alimlerin ilminden feyizdar olan Yusuf Nabi , elde ettiği deruni ilimlerin tereşşuhatı birer gül goncası gibi eserlerine sirayet etmiştir. Yusuf Nabi'nin yazdıkları aynı zamanda ahlakı İslamiye ile bezenmiş bir tebliğ mahiyetindedir.      Yusuf Nabi Urfa da kalsaydı, acaba Yusuf Nabi olur muydu?Sorusunu kendime soruyorum. Bir ilim, medeniyet ve irfan şehri olan İstanbul Yusuf  Nabi'nin yetişmesinde umman denizinin içindeki elmas sütunlara adeta Nabi ulaşmıştır.      Yusuf  Nabi o zamanın adıyla Diyarbekir, İstanbul, Mekke ve Medine'nin bir menzili olan Halep'te de ikamet etmesi onu adeta bir bahrı ummana çevirmiştir.     O şehirlerde kim bilir nice alim ve zahid insanlarla birlikte olmuş ve onlardan feyiz alarak maneviyatın arif ve abidler sınıfına da dahil olmuş.İlimle tasavvufun birleşmesi Nabi’de tezahür etmiş, türlü türlü çiçeklerle bezenmiş bir bahçe misali yazdıklarından bunu anlamak mümkündür.      Kulluğun en büyük bir makamı olan Allah'a karşı edebin; meşieti İlahiyeye  tabi olduğunu bildirmiş, velayete giden yolların kapısını aralamış, bunun en bariz örneği ise, hac ibadeti esnasında yazdığı Kabe’nin Sahibi ve O'nun gönderdiği peygambere karşı olan edeple bezenmiş bir İkazname şiiri olsa gerek.     Geçmişte matbaa olmadığından yazılan bütün eserler elle yazılmış ve çoğaltılmıştır. O dönemin şartlarına göre bir eser yazmak büyük bir maharet ve sabır ister.      O toplantıda acizane haddimi adeta aşarak söz hakkı istedim     "Günümüzde bir çok okullar, üniversitelerimiz var, ilim adamlarımız harıl harıl çalışıyorlar elbette. Amma bütün bu imkanlara rağmen ne bir Nabi ne de bir Mehmet Akif ve benzerleri nin yetişmemesi izahtan varestedir.”       Bu açıklamayı herhangi bir kimseyi töhmet altıda bırakmak için söylemiyorum. Toplumun içine düştüğü vahametin sonuçlarıdır bunlar. Evet o zamanın şartlarına göre onların aldığı eğitim hem güçlü, hem de alt yapısı çok sağlamdı. Yoksa böyle yıldız misali insanlar yetişir miydi hiç?     Şunu da belirtmeliyim ki bu etkinliğe teşrif eden Urfa 20. Mekanizma Tugay Komutanı Sayın Tuğgeneral Üzeyir Durmuş beyefendiyi aramızda görmek bir ayrıcalık oldu bence. Bu milletin askerleri halkla beraber olduğunda, hem onları daha iyi tanıma ve hem de daha anlamlı hizmetlere vesile olur. Ayrılık, birleşik bir vaziyete dönüşür.     Bir sonra ki etkinlik inşallah Şair Nabi Kültür merkezinde yapılır. Emeği geçen her kese teşekkürler.     Allah'a emanet olun.     Kalın sağlıcakla.  
Ekleme Tarihi: 30 Nisan 2026 -Perşembe

ŞAİR NABİ’Yİ ANLAMAK

      28 Nisan salı günü benim de üyesi olduğum Yazarlar Birliği Urfa Şube Başkanı, Sayın Cuma Ağaç kardeşimizin moderatörlüğünde , konuşmacı olarak kıymetli hocalarımız Prof. İbrahim Halil Tuğluk ile Prof Ekrem Bektaşın da katıldığı YUSUF NABİ’ yi anmak üzere bir panel düzenlendi.

    Her iki hocamızda çok değişik açıdan Yusuf Nabi’yi anlattılar, dinleyiciler merak ve ilgiyle bu konuşmaları can kulağıyla dinledi..Salonda bir çok yazar, şair, akademisyen ve talebeler de vardı.

   Yusuf Nabi 23 yaşında iken Urfa’dan Osmanlının başkenti olan İstanbul'a gitmiş, yazdığı şiirlerle gerek edebiyat ve gerekse siyasi alanda dikkatleri üzerine toplamış ve sarayda kendisine önemli bir görev tevdi edilmiştir.

    Hem edebiyat ve hem de siyasi gücü arkasına alan ve meczeden Yusuf Nabi, bugün bile bir çok insanımızın anlamakta zorluk çektiği muhteşem eserlerini ortaya koymuştur. Yusuf Nabi hakkında bir çok yazarımız, şairimiz onu anlatmış ise de mükemmel bir donanıma sahip olan Yusuf Nabiyi tam olarak anlatmak hiç te kolay olmamış ve olmayacaktır.

    Yusuf Nabi'nin eserlerinden de anlaşılacağı üzere dört dil bilmektedir.Ana dili Kürtçedir. Türkçe, Farsça ve Arapçayı da çok iyi bilmektedir. Bu dört dilden meydana gelen sıradağlar gibi metin kelimelerle, mısraları yan yana getirip edebiyat dünyamızın en yüksek basamaklarına tırmanmıştır.

    Hem iman, hem cesaret ve hem de ahlakla bezenmiş dizeleri, mana yüklü olan birer şaheser ve hazinedir. Bir beyitten çıkan manaları hakkında belki işin erbabı tarafından birçok makale veya kitap dahi yazılabilir.

    Başta Kur'anı Kerim, hadis ve daha nice büyük alimlerin ilminden feyizdar olan Yusuf Nabi , elde ettiği deruni ilimlerin tereşşuhatı birer gül goncası gibi eserlerine sirayet etmiştir.

Yusuf Nabi'nin yazdıkları aynı zamanda ahlakı İslamiye ile bezenmiş bir tebliğ mahiyetindedir.

     Yusuf Nabi Urfa da kalsaydı, acaba Yusuf Nabi olur muydu?Sorusunu kendime soruyorum. Bir ilim, medeniyet ve irfan şehri olan İstanbul Yusuf  Nabi'nin yetişmesinde umman denizinin içindeki elmas sütunlara adeta Nabi ulaşmıştır.

     Yusuf  Nabi o zamanın adıyla Diyarbekir, İstanbul, Mekke ve Medine'nin bir menzili olan Halep'te de ikamet etmesi onu adeta bir bahrı ummana çevirmiştir.

    O şehirlerde kim bilir nice alim ve zahid insanlarla birlikte olmuş ve onlardan feyiz alarak maneviyatın arif ve abidler sınıfına da dahil olmuş.İlimle tasavvufun birleşmesi Nabi’de tezahür etmiş, türlü türlü çiçeklerle bezenmiş bir bahçe misali yazdıklarından bunu anlamak mümkündür.

     Kulluğun en büyük bir makamı olan Allah'a karşı edebin; meşieti İlahiyeye  tabi olduğunu bildirmiş, velayete giden yolların kapısını aralamış, bunun en bariz örneği ise, hac ibadeti esnasında yazdığı Kabe’nin Sahibi ve O'nun gönderdiği peygambere karşı olan edeple bezenmiş bir İkazname şiiri olsa gerek.

    Geçmişte matbaa olmadığından yazılan bütün eserler elle yazılmış ve çoğaltılmıştır. O dönemin şartlarına göre bir eser yazmak büyük bir maharet ve sabır ister.

     O toplantıda acizane haddimi adeta aşarak söz hakkı istedim

    "Günümüzde bir çok okullar, üniversitelerimiz var, ilim adamlarımız harıl harıl çalışıyorlar elbette. Amma bütün bu imkanlara rağmen ne bir Nabi ne de bir Mehmet Akif ve benzerleri nin yetişmemesi izahtan varestedir.”

      Bu açıklamayı herhangi bir kimseyi töhmet altıda bırakmak için söylemiyorum. Toplumun içine düştüğü vahametin sonuçlarıdır bunlar. Evet o zamanın şartlarına göre onların aldığı eğitim hem güçlü, hem de alt yapısı çok sağlamdı. Yoksa böyle yıldız misali insanlar yetişir miydi hiç?

    Şunu da belirtmeliyim ki bu etkinliğe teşrif eden Urfa 20. Mekanizma Tugay Komutanı Sayın Tuğgeneral Üzeyir Durmuş beyefendiyi aramızda görmek bir ayrıcalık oldu bence. Bu milletin askerleri halkla beraber olduğunda, hem onları daha iyi tanıma ve hem de daha anlamlı hizmetlere vesile olur. Ayrılık, birleşik bir vaziyete dönüşür.

    Bir sonra ki etkinlik inşallah Şair Nabi Kültür merkezinde yapılır. Emeği geçen her kese teşekkürler.

    Allah'a emanet olun.

    Kalın sağlıcakla.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.