URFA BASININDA YARIM ASRI AŞAN BİR ÇINAR
URFA BASININDA YARIM ASRI AŞAN BİR ÇINAR
ŞANLIURFA’NIN TARİHİNİ, MANEVİ DEĞERLERİNİ VE HATIRALARINI GELECEK NESİLLERE AKTARAN EĞİTİMCİ, GAZETECİ VE YAZAR… MÜSLÜM ABACIOĞLU HOCAMIZA VEFA, TEŞEKKÜR VE TAKDİR…
ÖĞRETMENLİĞİ KALEMİYLE, GAZETECİLİĞİ GÖNÜLLÜ BİR HALK HİZMETİ ANLAYIŞIYLA SÜRDÜREN KIYMETLİ BİR URFALI…
Doğum: 1955 – Şanlıurfa
Mesleği: Gazeteci, yazar ve emekli öğretmen
Gazetecilik hayatı: Yarım asrı aşkın
Öğretmenlik hayatı: 27 yıl
Hazırlayan, derleyen ve yayına hazırlayan:
Ecz. Bakır YEGENOĞLU
KIYMETLİ DOSTLARIM, DEĞERLİ OKUYUCULARIM…
Grubumuzda bulunan kıymetli büyüklerimizi, hocalarımızı, dostlarımızı ve memleketimize hizmet tmiş değerlerimizi imkânlarım ölçüsünde tanıtmaya devam ediyorum.
Bugün de hayatını eğitime, gazeteciliğe, araştırmaya, yazmaya ve Şanlıurfa’nın değerlerini gelecek nesillere aktarmaya adamış kıymetli bir büyüğümüzü; gazeteci, yazar ve emekli öğretmen Müslüm Abacıoğlu Hocamızı sizlere tanıtmak istiyorum.
Müslüm Hocamız, grubumuzdaki yazıları büyük bir dikkat ve zevkle takip ettiğini belirterek şahsıma son derece nazik, teşvik edici ve onurlandırıcı sözler yazdı.
Hazırladığım vefa yazılarının kitap hâline getirilerek gelecek nesillere aktarılmasının faydalı olacağını ifade etti; sabır ve azmimi takdir ederek hayır dualarını iletti.
Doğrusu, ömrünü yazmaya, öğretmeye ve memleketinin kültürel değerlerini yaşatmaya adamış bir büyüğümüzden bu güzel sözleri duymak benim için büyük bir mutluluk ve manevi destek oldu.
Ancak onun hayatını ve çalışmalarını araştırdığımda gördüm ki asıl takdir, teşekkür ve vefa gösterilmesi gereken değerlerimizden biri de Müslüm Abacıoğlu Hocamızın kendisidir.
Çünkü onun yarım asrı aşan gazetecilik hayatı, yalnızca şahsi bir meslek hikâyesi değildir. Aynı zamanda Şanlıurfa’nın yakın dönem basın, kültür ve eğitim tarihinin önemli bir bölümüdür.
SİVEREKLİ MAHALLESİ’NDEN URFA LİSESİNE…
Müslüm Abacıoğlu Hocamız, 1955 yılında Şanlıurfa’nın Siverekli Mahallesi Tosun Sokak’taki aile evinde dünyaya geldi.
İlköğrenimini Vatan İlkokulunda, ortaöğrenimini Merkez Ortaokulunda, lise öğrenimini ise Şanlıurfa Lisesinde tamamladı.
Urfa Lisesinde okuduğu yıllarda yalnızca dersleriyle değil, fotoğrafçılığa duyduğu ilgiyle de dikkat çekti.
Okuldaki arkadaşlarının, öğretmenlerinin ve yaşanan güzel günlerin fotoğraflarını çekerek daha o yıllarda zamanın tanıklığını yapmaya başladı.
Belki de gazetecilik mesleğinin ilk tohumları, Urfa Lisesinin koridorlarında elinde fotoğraf makinesiyle dolaştığı o gençlik yıllarında atılmıştı.
Çünkü fotoğraf çekmek yalnızca bir görüntüyü kaydetmek değildir. Bir insanı, bir hatırayı, bir olayı ve yaşanmış bir dönemi geleceğe taşımaktır.
Müslüm Hocamız da daha lise yıllarında bu sorumluluğu yüreğinde hissetmişti.
GAZETECİLİĞE ATILAN İLK ADIMLAR
Müslüm Abacıoğlu Hocamız, gazetecilik ve fotoğrafçılık çalışmalarına 1969-1970’li yıllarda, henüz lise öğrencisiyken başladı.
Kendisinden bir üst sınıfta okuyan amcaoğluyla birlikte okulda fotoğraflar çekiyor; okul dışında ise Şanlıurfa’nın tarihî mekânlarını, sokaklarını ve ilginç görüntülerini fotoğraflıyordu.
Yetkin Pasajı’nda bulunan Foto Murat’ın sahibi Mehmet Lobut’a çalışmalarında yardımcı oluyor, o dönemde Tercüman Gazetesi’nin Urfa muhabirliğini yapan merhum Müslüm Köylü’nün haberleri için fotoğraf çekiyordu.
Bu çalışmalar sırasında gazetecilik mesleğine ilgi duymaya başladı. Hazırladığı haber ve fotoğrafları çeşitli yayın kuruluşlarına göndererek basın hayatına ilk adımlarını attı.
Fotoğraf makinesiyle başlayan bu yolculuk, zamanla yarım asrı aşan büyük bir meslek hayatına dönüştü.
URFA LİSESİNDEN BUCA EĞİTİM ENSTİTÜSÜNE…
Müslüm Abacıoğlu Hocamız, 1971-1972 eğitim ve öğretim yılı sonunda Urfa Lisesinden mezun oldu.
1972-1975 yılları arasında İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünde öğrenim gördü.
Daha sonra fotoğrafçılık ve gazetecilik çalışmalarını sürdürebilmek amacıyla Urfa Eğitim Enstitüsünün kısa dönem eğitim sınavlarına katıldı ve ilköğretim alanında görev yapmaya başladı.
1979 yılından itibaren Zonguldak Ereğli, Afyon Sincanlı, Şanlıurfa merkez ve köylerinde öğretmenlik yaptı.
Görev yaptığı her yerde yalnızca dersine girip çıkan bir öğretmen olmadı. Öğrencilerinin eğitimleriyle, güzel konuşmalarıyla, okumalarıyla ve düşünmeleriyle yakından ilgilendi.
Gündüzleri sınıfta öğrencilerine Türkçeyi, güzel konuşmayı, okumayı ve düşünmeyi öğretirken mesai saatleri dışında fotoğraf makinesi ve kalemiyle toplumun meselelerini dile getirdi.
Böylece öğretmenlik ve gazetecilik gibi iki önemli mesleği aynı ideal etrafında birleştirdi:
İnsana hizmet etmek…
Öğretmen olarak öğrencilerinin zihinlerine bilgi tohumları ekerken gazeteci olarak toplumun gözü, kulağı ve sesi olmaya çalıştı.
Temmuz 2005’te, 27 yıllık öğretmenlik hizmetinin ardından emekliye ayrıldı.
Ancak gazetecilikten, araştırmaktan, yazmaktan ve toplumun meseleleriyle ilgilenmekten hiçbir zaman emekli olmadı.
GAZETECİLİĞİ HALKA HİZMET OLARAK GÖRDÜ
Müslüm Abacıoğlu Hocamız, gazeteciliği hiçbir zaman yalnızca bir meslek, şöhret aracı veya geçim kapısı olarak görmedi.
Onun anlayışında gazetecilik;
▪️ Halkın sorunlarını duyurmak,
▪️ Şehrin eksikliklerini gündeme getirmek,
▪️ Yapılan güzel hizmetleri kamuoyuna anlatmak,
▪️ Yanlışların düzeltilmesine vesile olmak,
▪️ Doğru bilgiyi insanlara ulaştırmak,
▪️ Memlekete ve millete hizmet etmekti.
Öğretmenlik görevi nedeniyle bulunduğu Zonguldak, Afyon ve Şanlıurfa’nın çeşitli bölgelerinde karşılaştığı sorunları haberleştirerek çalıştığı gazetelere ulaştırdı.
Bazen doğrudan, bazen de dolaylı yollarla yetkililerin dikkatini bu sorunlara çekmeye ve çözümlerine katkıda bulunmaya çalıştı.
Mddi imkânları hiçbir zaman ön planda tutmadı.
Yaptığı çalışmalarda doğruluk, dürüstlük, kamu yararı ve insanlara faydalı olabilme düşüncesini temel ilke edindi.
ULUSAL BASINDA VE HABER AJANSLARINDA GEÇEN YILLAR
Müslüm Abacıoğlu Hocamız, gazetecilik hayatı boyunca çok sayıda ulusal gazete, dergi ve haber ajansında görev yaptı.
Farklı dönemlerde;
▪️ Günaydın Gazetesi,
▪️ Hayat Mecmuası,
▪️ Hayat Spor,
▪️ Türk Spor Mecmuası,
▪️ Anadolu Ajansı,
▪️ Dünya Gazetesi,
▪️ Millî Gazete,
▪️ Son Havadis Gazetesi,
▪️ Ulusal Basın Ajansı,
▪️ Türk Haberler Ajansı,
▪️ Türkiye Gazetesi,
▪️ İhlas Haber Ajansı,
▪️ Akşam Gazetesi
gibi önemli yayın kuruluşlarına haber ve fotoğraf hizmeti verdi.
1977 yılından itibaren 20 yılı aşkın süreyle Türkiye Gazetesi ve İhlas Haber Ajansı camiasında muhabirlik başta olmak üzere çeşitli görevlerde bulundu.
Dolaylı olarak Türkiye Çocuk Dergisi, TGRT ve TGRT FM için de çalışmalar yaptı.
1978 yılında Son Havadis Gazetesi’nin Şanlıurfa muhabirliğini üstlendi.
1992-1993 yıllarından itibaren ise Akşam Gazetesi grubunun bölge ve Şanlıurfa muhabirliği görevini yürüttü.
Gönderdiği haberlerle Şanlıurfa’da yaşanan olayları, halkın sorunlarını, beklentilerini, kültürel zenginliklerini ve güzelliklerini ülke gündemine taşıdı.
ŞANLIURFA’NIN YEREL BASININA VERİLEN BÜYÜK EMEK
Müslüm Abacıoğlu Hocamız, ulusal basın kuruluşlarında görev yapmasının yanı sıra Şanlıurfa’daki yerel gazeteciliğin gelişmesine de önemli katkılarda bulundu.
Hizmet Gazetesi’nde merhum Halit Okutan ile birlikte birçok habere giderek haber ve fotoğraf çalışmaları yaptı.
Merhum Kemal Kapaklı tarafından çıkarılmaya başlanan Güneydoğu Gazetesi’nin kuruluşunda yer aldı ve gazetenin İstihbarat Şefi olarak görev yaptı.
1998 yılında birkaç arkadaşının desteğiyle haftalık yerel Yenidoğuş Gazetesi’ni çıkardı.
Daha sonraki yıllarda Yenidendoğuş ve Urfa Hayat gazetelerini haftalık olarak yayımladı.
Devlet memuru olması nedeniyle gazeteler resmî olarak başka arkadaşlarının isimleriyle yayımlansa da haberlerin hazırlanmasından mizanpaja, baskıdan dağıtıma kadar her aşamasında büyük emek verdi.
Mehmet Keşküş ve Mehmet Atlı’nın sahibi olduğu Urfa Atılım Gazetesi’nin yayımlanmasına destek oldu.
Şanlıurfa Olay Gazetesi ve GAP Gündemi Gazetesi’nde haber ve mizanpaj çalışmaları yaptı.
On beş günde bir yayımlanan GAP Gündemi Gazetesi’nin günlük yayına geçmesine katkıda bulundu.
Daha sonra yerini genç meslektaşlarına bıraktı; ancak ulusal gazete muhabirliğini ve gazetecilik çalışmalarını sürdürmeye devam etti.
GÜNEYDOĞU HAKİKAT GAZETESİ
Müslüm Abacıoğlu Hocamız, İstanbul’da yaşayan kardeşi İbrahim Abacıoğlu’nun sahipliği ve maddi desteğiyle 2015 yılından itibaren Güneydoğu Hakikat Gazetesi’ni haftalık olarak yayımlamaya başladı.
Maddi imkânsızlıklar ve teknik sorunlar nedeniyle gazete, 34’üncü sayıdan sonra on beş günde bir yayımlandı.
39’uncu sayının ardından ise yayın hayatına ileriki bir tarihte devam etmek üzere ara verildi.
Müslüm Hocamız, toplumu ilgilendiren konular ve dinî sohbet ağırlıklı köşe yazılarını çeşitli gazetelerde ve internet sitelerinde yayımlamayı sürdürdü.
Gazetenin internet sitesi, sosyal medya hesapları ve kişisel sayfaları aracılığıyla haber, yazı ve kültürel paylaşımlarına devam etti.
Kendisini daha sakin bir hayat sürüyor gibi gösterse de kalemini hiçbir zaman tamamen bırakmadı.
ABDÜLKADİR EMİN ÖNEN’İN BASIN ÇALIŞMALARINA VERDİĞİ DESTEK
Müslüm Abacıoğlu Hocamız, uzun yıllar boyunca; iki dönem AK Parti Şanlıurfa Milletvekilliği, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı ve daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin Çin Halk Cumhuriyeti Pekin Büyükelçiliği görevlerinde bulunan kıymetli hemşehrimiz Abdülkadir Emin Önen’in basın çalışmalarında görev aldı.
Önen’in faaliyetlerinin, ziyaretlerinin ve Şanlıurfa ile ilgili çalışmalarının basına ve kamuoyuna duyurulmasında önemli sorumluluklar üstlendi.
Öğretmenlik mesleğini emeklilikle noktalamış olsa da gazetecilik çalışmalarını imkânları ölçüsünde sürdürerek basın hayatımızın içinde kalmaya devam etti.
SOYADI DEĞİŞTİ AMA HİZMET ANLAYIŞI DEĞİŞMEDİ
Müslüm Hocamız, uzun yıllar çevresinde ve basın camiasında Müslüm Abacı olarak tanındı.
İlkokul, ortaokul, lise ve Eğitim Enstitüsü diplomalarında soyadı Abacı olarak yazılıydı.
Nüfus cüzdanını yenilemek üzere Şanlıurfa’ya geldiğinde resmî kayıtlardaki soyadının Abacıoğlu olduğu kendisine bildirildi ve yeni kimliği bu soyadıyla düzenlendi.
Bu nedenle eski dostlarının ve basın camiasının büyük bir bölümü kendisini hâlâ Müslüm Abacı olarak tanırken resmî kayıtlarda ve yeni yayınlarda Müslüm Abacıoğlu ismi kullanılmaktadır.
Soyadındaki bu değişiklik, onun kalemindeki doğruluğu, dostluğundaki samimiyeti ve memleketine duyduğu sevgiyi elbette hiç değiştirmedi.
Öğretmenlik yapması, dinî yönünün güçlü olması ve zaman zaman cemaate imamlık yapması nedeniyle çevresinde ayrıca “Müslüm Hoca” olarak tanındı.
KARANLIK ODADAN DİJİTAL ÇAĞA UZANAN BİR MESLEK HAYATI
Müslüm Abacıoğlu Hocamızın gazetecilik hayatı, iletişim teknolojisinin geçirdiği büyük dönüşümün de canlı bir tanıklığıdır.
Gazeteciliğe başladığı yıllarda Kodak, Agfa, Yashica ve Lubitel gibi makineler kullanılıyor; siyah-beyaz filmler karanlık odalarda banyo ediliyor ve fotoğraflar kâğıda basılıyordu.
Haberler daktiloyla yazılıyor; fotoğraf ve haber metinleri PTT aracılığıyla veya şehirlerarası otobüslerle İstanbul’daki gazete merkezlerine gönderiliyordu.
Acil haberler için PTT’ye gidiliyor, gazetenin yurt haberler servisi ödemeli olarak aranıyor ve haber telefondaki görevliye kelime kelime yazdırılıyordu.
Ses kayıt cihazlarının yaygın olmadığı dönemlerde gazeteciler konuşulanları not alıyor, daha sonraki yıllarda ise önce büyük, ardından daha küçük teypler kullanılıyordu.
Zaman içerisinde Zenit, Leica, Polaroid, Fuji, Konica, Olympus, Asahi Pentax, Mamiya, Minolta, Nikon ve Canon gibi makineler gazetecilerin hayatına girdi.
Siyah-beyaz filmlerin ardından renkli filmler, slaytlar ve nihayet dijital fotoğraf makineleri kullanılmaya başlandı.
Müslüm Hocamız, Şanlıurfa’da dijital fotoğraf makinesini ilk kullanan gazetecilerden biri oldu.
Singapur’a giden amcaoğlunun hediye ettiği dijital fotoğraf makinesi sayesinde film, banyo ve baskı masraflarından kurtuldu.
Daha sonra diskete kayıt yapan makineler, bilgisayarlar, internet ve cep telefonları hayatımıza girdi.
Daktilonun yerini bilgisayar; posta, telgraf, teleks, telefoto ve otobüslerle gönderilen haberlerin yerini internet aldı.
Bugün bir fotoğraf veya haber saniyeler içinde dünyanın her tarafına ulaştırılabiliyor.
Ancak Müslüm Hocamızın da ifade ettiği gibi:
“Eski gazeteciliğin emeği, heyecanı, sabrı ve fedakârlığı bambaşkaydı.”
BASIN MÜZESİNE BAĞIŞLANAN TARİHÎ HATIRALAR
Müslüm Abacıoğlu Hocamız, geçmiş yıllarda kullandığı fotoğraf makinelerinin önemli bir bölümünü, yayımladığı ve görev yaptığı gazetelere ait arşivlerle birlikte Şanlıurfa Basın Müzesine bağışladı.
Karaköprü Belediye Başkanı Metin Baydilli’nin gayretleriyle hizmete açılan Basın Müzesinde sergilenmek üzere teslim edilen bu tarihî malzemeler; yalnızca bir gazetecinin şahsi eşyaları değil, Şanlıurfa’nın yakın dönem basın tarihine ait değerli belgelerdir.
Böylece yıllarca emek verdiği gazetecilik hayatının hatıralarının gelecek nesillere ulaşmasına katkıda bulundu.
GAZETECİ, EĞİTİMCİ VE AYNI ZAMANDA BİR YAZAR…
Müslüm Abacıoğlu Hocamız, yıllar içerisinde edindiği bilgi, belge, fotoğraf ve hatıraları yalnızca gazete sayfalarında bırakmadı.
Şanlıurfa’nın tarihî ve manevi değerlerini kitaplaştırarak kalıcı eserler meydana getirdi.
Kaleme aldığı eserlerden bazıları şunlardır:
▪️ Hayat Bin Kays El Harrani ve Harran
▪️ Hayat Bin Kays El Harrani ve Şeyh İmam Muhammed Bakır
▪️ Evliyalar, Enbiyalar ve Şanlıurfa
▪️ İsmi Urfa ile Anılan Peygamberler
Bu eserlerinde Şanlıurfa’nın peygamberler, evliyalar ve gönül insanlarıyla şekillenen manevi dünyasını araştırdı; yıllar boyunca topladığı belge, bilgi, hatıra ve fotoğrafları okuyucularıyla paylaştı.
Kitaplarında çok sayıda tarihî fotoğrafa yer vermesi, onun lise yıllarında başlayan fotoğraf tutkusunun yıllar sonra nasıl büyük bir kültür hizmetine dönüştüğünü göstermektedir.
Eserlerini maddi bir beklentiden ziyade insanların faydalanması ve hayır duası almak düşüncesiyle hazırladı.
Onun şu sözü, hayat anlayışını en güzel şekilde özetlemektedir:
“Bir dua alabilirsek ne mutlu bize…”
MESLEK KURULUŞLARINDAKİ HİZMETLERİ
Müslüm Abacıoğlu Hocamız yalnızca haber yazan bir gazeteci değil, aynı zamanda basın camiasının birlik ve dayanışmasına katkı sunan bir meslek büyüğüdür.
Şanlıurfa Gazeteciler Birliğinde yöneticilik ve Genel Sekreterlik görevlerinde bulundu.
Türkiye Yazarlar Birliği Şanlıurfa Şubesinin çalışmalarına katıldı; çeşitli kültür, sanat ve basın toplantılarında bilgi ve tecrübelerini paylaştı.
Genç gazetecilere mesleğin doğruluk, dürüstlük, ahlak ve sorumluluk gerektirdiğini anlattı.
Gazeteciliğin zor, fedakârlık isteyen ancak toplum açısından son derece önemli bir görev olduğunu her fırsatta dile getirdi.
AHDE VEFA DUYGUSUNU KALEMİNDE YAŞATAN BİR GÖNÜL İNSANI
Müslüm Hocamızın yazılarında en fazla dikkat çeken özelliklerden biri vefa duygusudur.
Geçmişte Urfa’ya hizmet etmiş öğretmenleri, gazetecileri, yazarları, devlet adamlarını ve gönül insanlarını yazılarıyla hatırlatmaktadır.
Çünkü o, insanları hayattayken takdir etmenin ve yaptıkları hizmetleri gelecek nesillere anlatmanın önemli bir görev olduğuna inanmaktadır.
Bugün benim hazırladığım vefa yazılarını takdir ederek kitaplaştırılması yönünde teşvikte bulunması da onun bu hassasiyetinin güzel bir göstergesidir.
Kendisinin yıllardır yaptığı çalışmalarla bizim yapmaya gayret ettiğimiz vefa çalışmaları aynı gönül pınarından beslenmektedir:
Geçmişimizi unutmamak, değerlerimizi unutturmamak ve gelecek nesillere doğru bilgiler bırakmak…
AİLESİNE BAĞLI BİR BABA VE DEDE
Müslüm Abacıoğlu Hocamız evli; dördü kız, ikisi erkek olmak üzere altı çocuk babasıdır.
İkisi kız, dördü erkek olmak üzere altı torunu bulunmaktadır.
Meslek hayatı boyunca gösterdiği fedakârlığı ailesine karşı da göstermiş; çocuklarının yetişmesi, eğitimleri ve hayata hazırlanmaları için büyük emek vermiştir.
Kendisinin aile fertleri için söylediği şu dua, onun şefkatli yönünü de göstermektedir:
“Allahu Teâlâ herkesin evlatlarını ve torunlarını bağışlasın.”
KIYMETLİ MÜSLÜM ABACIOĞLU HOCAM…
Grubumuzda yaptığımız paylaşımları ilgiyle okumanız, güzel sözlerinizle bizleri teşvik etmeniz ve hazırlanan yazıların kitaplaştırılması yönündeki değerli tavsiyeleriniz için şahsım ve grubumuz adına gönülden teşekkür ediyorum.
Siz, Urfa Lisesinin sıralarından başlayarak yarım asrı aşan gazetecilik hayatınız boyunca Şanlıurfa’nın sesini duyurdunuz.
Öğretmen olarak binlerce öğrencinin hayatına dokundunuz.
Fotoğrafçı olarak hatıraları kayıt altına aldınız.
Gazeteci olarak halkın sorunlarını dile getirdiniz.
Yazar olarak Şanlıurfa’nın tarihî ve manevi değerlerini kitaplaştırdınız.
Basın mensubu olarak şehrimizin yakın dönem tarihine tanıklık ettiniz.
Arşivlerinizi ve fotoğraf makinelerinizi müzeye bağışlayarak meslek hatıralarınızı gelecek nesillere emanet ettiniz.
Bizlere gösterdiğiniz ilgi ve söylediğiniz güzel sözler, yıllar boyunca verdiğiniz büyük emeklerin yanında küçük bir teşekkürle karşılanamayacak kadar değerlidir.
Asıl bizler; sizin gibi kalemi güçlü, hafızası zengin, gönlü vefalı ve memleket sevdalısı bir büyüğümüzle aynı grupta bulunmaktan onur duyuyoruz.
Rabb’im sizden razı olsun.
Sizlere aileniz ve sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, huzurlu ve hayırlı uzun ömürler versin.
Kaleminiz, kelamınız, tecrübeleriniz ve hatıralarınızla daha nice yıllar bizlere ışık olmanızı nasip etsin.
Başta yetiştirdiğiniz öğrencileriniz olmak üzere, gazetecilik ve yazarlık hayatınız boyunca hizmet ettiğiniz bütün insanlardan aldığınız hayır duaları yolunuzu aydınlatsın.
İYİ Kİ VARSINIZ KIYMETLİ MÜSLÜM ABACIOĞLU HOCAM…
İYİ Kİ URFA LİSESİNİN, ŞANLIURFA BASINININ VE BU GÜZEL GRUBUMUZUN HAFIZASINDA YER ALIYORSUNUZ…
Sizi saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.
Ecz. Bakır YEGENOĞLU
MÜSLÜM ABACIOĞLU’NUN KENDİ AĞZINDAN GAZETECİLİK SERÜVENİ
“GAZETECİLİK SORUMLULUK İSTER”
Röportaj metni: Müslüm ABACIOĞLU
Derleyen, düzenleyen ve yayına hazırlayan: Ecz. Bakır YEGENOĞLU
KIYMETLİ DOSTLARIM, DEĞERLİ OKUYUCULARIM…
Yukarıda hayatı, hizmetleri ve eserleri hakkında bilgi vermeye çalıştığım Müslüm Abacıoğlu Hocamız, gazetecilik serüvenini ve meslek hatıralarını kendi ifadeleriyle de anlatmıştır.
Karanlık odalarda banyo edilen siyah-beyaz filmlerden dijital fotoğraf makinelerine; daktilodan bilgisayara, PTT’den internete uzanan bu yarım asırlık yolculuğu kendisinden dinlemek, Şanlıurfa basın tarihinin yakın dönemine ışık tutması bakımından son derece değerlidir.
Şimdi sözü Müslüm Abacıoğlu Hocamıza bırakalım…
SORU: SİZİ KISACA TANIYABİLİR MİYİZ?
MÜSLÜM ABACIOĞLU:
1955 yılında Şanlıurfa’nın Siverekli Mahallesi Tosun Sokak’taki müstakil evimizde dünyaya gelmişim.
İlkokulu Vatan İlkokulunda, ortaokulu Merkez Ortaokulunda, lise öğrenimimi ise Şanlıurfa Lisesinde tamamladım.
1971-1972 eğitim ve öğretim yılı sonunda Urfa Lisesinden mezun oldum. 1972-1975 yılları arasında İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünde öğrenim gördüm.
Daha sonra Urfa Eğitim Enstitüsünün kısa dönem eğitim sınavlarına girdim ve ilköğretime geçiş yaptım.
1979 yılından itibaren Zonguldak Ereğli, Afyon Sincanlı, Şanlıurfa merkez ve köylerinde öğretmenlik yaptım.
Öğretmenlik ve gazetecilik mesleklerini uzun yıllar birlikte yürüttüm.
Temmuz 2005’te, öğretmenlik mesleğimin 27’nci yılında emekli oldum. Ancak gazetecilik mesleğini bırakmadım ve imkânlarım ölçüsünde sürdürmeye devam ettim.
Yaklaşık 50 yıllık gazetecilik ve 27 yıllık öğretmenlik hayatım boyunca doğruluktan ve dürüstlükten ödün vermemeye çalıştım.
Hiçbir zaman kendimi ön plana çıkarmayı sevmedim. Çünkü sürekli “Ben” demeyi hiçbir zaman öğrenemedim.
Maddiyatı değil, maneviyatı ön planda tuttum.
Evliyim. Dördü kız, ikisi erkek olmak üzere altı çocuk babasıyım. İkisi kız, dördü erkek olmak üzere altı torunumuz bulunmaktadır.
Allahu Teâlâ herkesin evlatlarını ve torunlarını bağışlasın.
SORU: GAZETECİLİĞE NE ZAMAN VE NASIL BAŞLADINIZ?
MÜSLÜM ABACIOĞLU:
Gazeteciliğe lise yıllarımda, 1969-1970’li yıllarda başladım.
Benden bir üst sınıfta okuyan amcaoğlumla birlikte okulda fotoğraf çekerdik. Okul dışında ise Şanlıurfa’nın tarihî yerlerini ve ilginç görüntülerini fotoğraflamaya çalışırdık.
Yetkin Pasajı’nda bulunan Foto Murat’ın sahibi Mehmet Lobut’a işlerinde yardımcı olurduk.
O dönemde Tercüman Gazetesi’nin Urfa muhabirliğini yapan merhum Müslüm Köylü’nün haberleri için gerekli fotoğrafları çekerek kendisine destek oluyorduk.
Bu çalışmalar sırasında gazetecilik mesleğine ilgi duymaya başladım. Bazı yayın kuruluşlarıyla görüşerek kendilerine haber ve fotoğraf gönderdim.
Dile kolay…
Basın hayatında yarım asrı geride bıraktık. Yaşımız da şehrimizin plaka numarasını geçti.
Allahu Teâlâ cümlemize hayırlı ve uzun ömürler versin. Son nefesimizi imanla vermeyi nasip eylesin.
SORU: GAZETECİLİĞE BAŞLADIĞINIZ YILLARDA ŞANLIURFA’DA HANGİ GAZETELER VARDI?
MÜSLÜM ABACIOĞLU:
Hatırlayabildiğim kadarıyla o yıllarda Şanlıurfa’da Urfa’nın Sesi Matbaası ve Hizmet Matbaası bulunuyordu. Bu matbaalar aynı isimlerle yerel gazeteler çıkarıyordu.
Hizmet Gazetesi’nde merhum Halit Okutan ile birlikte birçok habere gider, haber ve fotoğraf çalışmalarını gerçekleştirirdik.
1977-1978 yıllarında, Ege Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksekokulundan mezun olarak memleketine dönen merhum Kemal Kapaklı, Güneydoğu Gazetesi’ni çıkarmaya başladı.
Ben de gazetenin kuruluşundan itibaren İstihbarat Şefi olarak görev yaptım ve habercilik çalışmalarımı sürdürdüm.
SORU: HANGİ BASIN KURULUŞLARINDA GÖREV YAPTINIZ?
MÜSLÜM ABACIOĞLU:
1970’li yıllardan itibaren farklı dönemlerde Günaydın Gazetesi, Hayat Mecmuası, Hayat Spor, Türk Spor Mecmuası, Anadolu Ajansı, Dünya Gazetesi, Millî Gazete, Son Havadis Gazetesi, Ulusal Basın Ajansı ve Türk Haberler Ajansında görev yaptım.
1978 yılında Son Havadis Gazetesi’nin Şanlıurfa muhabirliğini üstlendim.
1977 yılından itibaren 20 yılı aşkın süreyle Türkiye Gazetesi ve İhlas Haber Ajansı camiasında muhabirlik başta olmak üzere çeşitli görevlerde bulundum.
Dolaylı olarak Türkiye Çocuk Dergisi, TGRT ve TGRT FM için de çalışmalar yaptım.
1992-1993 yıllarından itibaren Akşam Gazetesi grubunun bölge ve Şanlıurfa muhabirliğini yürüttüm.
Çeşitli basın kuruluşlarında kısa veya uzun süreli görev yaptım. Ancak öğretmenlik görevim nedeniyle basın kuruluşlarında sigortalı çalışmam mümkün değildi. Gönderdiğim haberler karşılığında belirli ücretler tarafıma ulaştırılırdı.
SORU: KENDİ GAZETELERİNİZİ DE ÇIKARDINIZ MI?
MÜSLÜM ABACIOĞLU:
1998 yılında birkaç arkadaşımızın desteğiyle haftalık yerel Yenidoğuş Gazetesi’ni çıkardık.
Daha sonraki yıllarda Yenidendoğuş ve Urfa Hayat gazetelerini haftalık olarak yayımladık.
O dönemde devlet memuru olduğum için gazeteler resmî olarak başka arkadaşlarımızın isimleriyle çıkarılıyordu.
Daha sonra Mehmet Keşküş ve Mehmet Atlı’nın sahibi olduğu Urfa Atılım Gazetesi’nin yayımlanmasına her yönüyle destek verdik.
İlerleyen yıllarda Şanlıurfa Olay Gazetesi ve GAP Gündemi Gazetesi’nde haber ve mizanpaj çalışmalarında bulundum.
On beş günde bir yayımlanan GAP Gündemi Gazetesi’nin günlük yayına geçmesine katkıda bulunduk.
Bir süre sonra yerimizi gençlere bıraktık. Ancak ulusal gazete muhabirliğimizi ve öğretmenlik mesleğimizi sürdürdük.
2015 yılından itibaren İstanbul’da yaşayan küçük kardeşim İbrahim Abacıoğlu’nun sahipliği ve maddi desteğiyle Güneydoğu Hakikat Gazetesi’ni haftalık olarak yayımlamaya başladık.
Maddi imkânsızlıklar ve bazı teknik sorunlar nedeniyle 34’üncü sayıdan sonra gazetemizi on beş günde bir çıkardık.
39’uncu sayımızın ardından ise yayın hayatına ileriki bir tarihte devam etmek üzere ara verme kararı aldık.
SORU: ESKİ GAZETECİLİKTE HABER VE FOTOĞRAFLAR NASIL HAZIRLANIRDI?
MÜSLÜM ABACIOĞLU:
1970’li yıllarda kullandığımız fotoğraf makineleri bugün antika değerinde kabul edilebilir.
Kodak, Agfa, Yashica ve Lubitel gibi makinelerin içine siyah-beyaz filmler takardık.
Fotoğrafları çektikten sonra filmi banyo ettirir, ardından fotoğrafları kâğıda bastırırdık.
Haber metinlerini daktiloda yazardık.
Hazırladığımız haber ve fotoğrafları, çok acil değilse PTT aracılığıyla; acilse şehirlerarası otobüslerle İstanbul’daki gazete merkezlerine gönderirdik.
Daha sonra haberin ulaşıp ulaşmadığını takip ederdik.
Fotoğrafı olmayan acil haberleri geçirmek için PTT’ye giderdik. Çalıştığımız basın kuruluşunun yurt haberler servisini ödemeli olarak aratır, bağlantının kurulmasını beklerdik.
Telefon bağlantısı sağlandığında haberi karşıdaki görevliye kelime kelime yazdırırdık.
İlk yıllarda ses kayıt cihazı yoktu. Daha sonraki dönemlerde önce büyük, ardından daha küçük teypler kullanılmaya başlandı.
Röportaj yaptığımız kişilerin konuşmalarını kaydeder, daha sonra kâğıda dökerek haber hâline getirirdik.
Bugün internet ve cep telefonları sayesinde fotoğraf ve haberler saniyeler içerisinde dünyanın her tarafına ulaştırılabiliyor.
Teknoloji elbette büyük kolaylık sağladı. Fakat eski gazeteciliğin heyecanı, emeği, sabrı ve fedakârlığı da bambaşkaydı.
SORU: DİJİTAL FOTOĞRAF MAKİNESİNİ ŞANLIURFA’DA İLK KULLANANLARDAN BİRİ OLDUĞUNUZ DOĞRU MU?
MÜSLÜM ABACIOĞLU: dijital fotoğraf makinesini Şanlıurfa’da ilk kullananlardan birinin ben olduğumu söylersem sanırım yanlış olmaz.
Singapur’a geziye giden amcaoğlum, oradan bana dijital bir fotoğraf makinesi hediye olarak getirmişti.
Dijital makineler sayesinde film satın alma, filmi banyo ettirme ve fotoğrafı kâğıda bastırma masrafı ortadan kalktı.
Daha sonraki yıllarda fotoğrafları diskete kaydeden makineler de piyasaya çıktı.
Daktilonun yerini bilgisayar; posta, telgraf, telefon, teleks, telefoto ve otobüslerle gönderilen haberlerin yerini internet aldı.
Ses kayıt cihazlarının ve fotoğraf makinelerinin görevini ise cep telefonları üstlendi.
Günümüzde her şey çok daha kolay ve hızlı yapılabiliyor.
SORU: GAZETECİLİK HAYATINIZDA UNUTAMADIĞINIZ BİR HATIRANIZ VAR MI?
MÜSLÜM ABACIOĞLU:1978 yılında kurulan Bülent Ecevit Hükûmetinde İçişleri Bakanı olan İrfan Özaydınlı, Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesindeki Devlet Üretme Çiftliğine gelmişti.
Merhum Nuri Okutan ile birlikte biz de haber yapmak için Ceylanpınar’a gitmiştik.
Oradaki gazetecilerin çoğunda birer fotoğraf makinesi vardı. Benim ise iki makinem bulunuyordu.
Makinelerden birini boynuma asmış, kalabalığın arasından başımı uzatarak Bakan Özaydınlı’nın fotoğrafını farklı yönlerden çekmeye çalışıyordum.
Diğer gazeteciler benden daha iri yapılıydı. Ben ise ufak tefek ve zayıf biriydim.
Kalabalık arasında zorlandığımı gören Bakan İrfan Özaydınlı beni fark etti. Eğilip elimden tutarak:“Yahu, ne yapıyorsunuz? Çocuğu aranızda ezeceksiniz! Gel oğlum, gel böyle ön tarafa; rahat rahat çalış.”diyerek beni yakınına çekti.
Bu olay, gazetecilik hayatımın unutamadığım hatıralarından biridir.
SORU: TURGUT ÖZAL’A SORDUĞUNUZ BİR SORUDAN DA SÖZ EDİYORSUNUZ. O GÜN NELER YAŞANDI?
MÜSLÜM ABACIOĞLU:Merhum Turgut Özal, Anavatan Partisi’ni kurduktan sonra seçim çalışmaları sırasında Şanlıurfa’yı ziyaret etmişti.
Karameydan yakınlarında, Merkez PTT’nin bitişiğindeki parti binasının önünde Turgut Özal’ın yanına yaklaştım.
Kulağına eğilerek kendisine şu soruyu sordum: “Efendim, Urfa’da yetişmiş doktorlarımız, emniyet müdürlerimiz ve çok sayıda tahsilli insanımız varken siz neden köy ağalarını veya onların önerdiği kişileri milletvekili adayı gösteriyorsunuz? Hiç olmazsa onların okumuş çocuklarını aday gösterseniz daha doğru olmaz mı?”
Turgut Özal bana özetle şu cevabı verdi: “Senin saydığın o değerli insanlar bize kaç oy getirir? Oy kırsalda. Bu nedenle kırsalda sözü geçen kişileri veya onların önereceği isimleri aday gösteriyorum. Bize çok sayıda milletvekili lazım ki tek başımıza iktidar olalım ve ülkemize hizmet edelim.”
Bu hatıra, gazetecilik hayatım boyunca sorduğum doğrudan sorulardan biri olarak zihnimde yer etti.
SORU: ESKİ GAZETECİLİKLE BUGÜNKÜ GAZETECİLİK ARASINDAKİ EN ÖNEMLİ FARK NEDİR?
MÜSLÜM ABACIOĞLU:Bizim zamanımızda gazetecilik çok daha zor fakat çok daha heyecanlıydı.
Günümüzde bilgiye ve görüntüye ulaşmak çok kolaylaştı. Ancak hızın artması, her bilginin doğru olduğu anlamına gelmez.
Bu nedenle günümüzde gazetecinin sorumluluğu azalmamış, tam tersine daha da artmıştır.
Gazetecilik hayatım boyunca hiçbir haber veya röportaj nedeniyle mahkemelik olmadım. Çünkü doğruluğundan emin olmadığım hiçbir şeyi yazmamaya çalıştım.
Haber kaynağımı asla yalancı durumuna düşürmedim.
Kişi hangi görüşten olursa olsun, söylediklerini anlamını değiştirmeden yayımladım.
Gazeteci doğruluktan vazgeçmemeli, haber kaynağını küstürmemeli ve kendisine duyulan güveni boşa çıkarmamalıdır.
SORU: HABER HAZIRLARKEN HANGİ KURALLARA DİKKAT EDİLMELİDİR
MÜSLÜM ABACIOĞLU:
Gazeteci, haberini hazırlarken 5N–1K olarak ifade ettiğimiz temel kurallara uymalıdır:
▪️ Ne oldu?
▪️ Nerede oldu?
▪️ Ne zaman oldu?
▪️ Nasıl oldu?
▪️ Neden oldu?
▪️ Kim yaptı veya kimler etkilendi?
Haberin giriş, gelişme ve sonuç bölümleri açık ve anlaşılır olmalıdır.
Başlık, spot ve haber metni birbiriyle uyumlu hazırlanmalıdır.
Okuyucu; olayın nerede, ne zaman, nasıl ve neden gerçekleştiğini kolaylıkla anlayabilmelidir.
SORU: BASININ TOPLUMDAKİ YERİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
MÜSLÜM ABACIOĞLU:Basının toplumda çok önemli bir görevi vardır.
Basın;
▪️ Toplumun bilgilenmesine,
▪️ İnsanların bilinçlenmesine,
▪️ Toplumsal barışın güçlenmesine,
▪️ Huzur ve güven ortamının oluşmasına,
▪️ Demokrasinin sağlam temeller üzerine oturmasına,
▪️ Fikir ve düşünce özgürlüğünün gelişmesine katkıda bulunur.
Gazetecilik en dinamik ve en fazla fedakârlık isteyen mesleklerden biridir.
Gazeteci, gerçeğin ve doğrunun peşinde koşmalı; basın meslek ahlakına bağlı kalmalı ve kamu yararını kişisel çıkarların üzerinde tutmalıdır.
İnsan haklarına, farklı düşüncelere ve toplumun bütün kesimlerine saygılı olmalıdır.
SORU: SİZCE BİR GAZETECİDE BULUNMASI GEREKEN EN ÖNEMLİ ÖZELLİKLER NELERDİR?
MÜSLÜM ABACIOĞLU:
Gazeteci namuslu, onurlu, ahlaklı ve dürüst olmalıdır.
Gazeteci yalan yazmamalıdır.
Gazeteci satılık değildir.
Makam, mevki, para ve şöhret peşinde koşmamalıdır.
Rüşvet almamalı, para karşılığında haber yazmamalıdır.
“Yazması gereken bir haberi menfaat karşılığında yazmamalı”
Ülkesinin, milletinin ve memleketinin menfaatini her şeyin üzerinde tutmalıdır.
Kendi çıkarını veya birilerinin özel menfaatini toplumun menfaatinin önüne geçirmemelidir.
Gazetecilik zor bir meslektir ve büyük sorumluluk ister.
Gazeteci; araştıran, düşünen, yazmayı bilen, yetenekli ve sorumluluk sahibi bir insan olmalıdır.
Gazeteci toplumun gözü, kulağı ve dilidir.
Topluma karşı sorumluluğunu unutmamalı; adil, tarafsız, gerçekçi ve doğru olmalıdır.
SORU: GÜNÜMÜZDE İNSANLARIN OKUMA ALIŞKANLIKLARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
MÜSLÜM ABACIOĞLU:Kırk yıl ve daha öncesinde insanlar bugüne göre okumayı daha çok seviyordu.
Bir gazetenin haberlerini, köşe yazılarını, ilanlarını ve hatta reklam metinlerini baştan sona okuyan insanlara şahit oldum.
Şimdilerde gazete okumayı sevmeyen, uzun yazılara sabır gösteremeyen ve yalnızca başlıklara bakarak kanaat oluşturan insanların sayısı arttı.
Oysa doğru bilgiye ulaşmak için okumak, araştırmak, karşılaştırmak ve düşünmek gerekir.
Teknoloji bize büyük kolaylıklar sağladı. Fakat okuma alışkanlığımızı, araştırma isteğimizi ve doğru bilgiyi ayırt etme sorumluluğumuzu kaybetmemeliyiz.
SORU: GAZETECİLİK HAYATINIZI BİRKAÇ CÜMLEYLE NASIL ÖZETLERSİNİZ?
MÜSLÜM ABACIOĞLU: Yaklaşık yarım asırlık gazetecilik hayatım boyunca maddi kazancı hiçbir zaman ön planda tutmadım.
Gazeteciliği insanların sorunlarını duyurmak, şehrimizin eksikliklerini gündeme getirmek, güzel hizmetleri kamuoyuna anlatmak, yanlışların düzeltilmesine vesile olmak ve doğru bilgiyi halka ulaştırmak olarak gördüm.
Öğretmenlik mesleğimde öğrencilerime, gazetecilik mesleğimde ise okuyucularıma karşı sorumluluk taşıdım.
Her iki meslekte de temel ilkem dürüstlük, doğruluk ve insanlara faydalı olabilmekti.
Yıllar geçti, makineler değişti, gazeteler değişti, iletişim araçları değişti…
Fakat gazeteciliğin değişmemesi gereken temel ilkeleri vardır:
Doğruluk, dürüstlük, tarafsızlık, ahlak, sorumluluk ve kamu yararı…
Gazeteci bu değerlerden uzaklaştığı zaman yalnızca kendi itibarını değil, temsil ettiği mesleğin ve toplumun güvenini de zedeler.
SON SÖZ MÜSLÜM ABACIOĞLU: Yaklaşık 50 yıllık gazetecilik ve 27 yıllık öğretmenlik hayatım boyunca imkânlarım ölçüsünde insanlara, memleketime ve ülkeme hizmet etmeye çalıştım.
Kendimi hiçbir zaman ön plana çıkarmadım.
Yaptığım hizmetlerin takdirini insanlardan değil, Allahu Teâlâ’dan bekledim.
Eksiklerimiz ve hatalarımız elbette olmuştur. Ancak bilerek hiç kimseye haksızlık yapmamaya, doğruluktan ve dürüstlükten ayrılmamaya gayret ettim.
Gazeteciliğin yalnızca haber yazmak veya fotoğraf çekmek olmadığını; vicdan, ahlak, sabır, emek ve büyük bir sorumluluk gerektirdiğini yaşayarak öğrendim.
Ebediyete göçen bütün gazeteci, yazar ve basın emekçisi meslektaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.
Hayatta olanlara sağlık, huzur ve hayırlı uzun ömürler temenni ediyorum.
Genç gazeteci kardeşlerimize de doğruluktan, dürüstlükten ve meslek ahlakından hiçbir zaman ayrılmamalarını tavsiye ediyorum.
Gazetecilik zor meslektir.
Gazetecilik emek ister.
Gazetecilik ahlak ister.
Gazetecilik cesaret ister.
Her şeyden önce gazetecilik sorumluluk ister.
Müslüm ABACIOĞLU
Gazeteci – Yazar – Emekli Öğretmen
VEFA, TEŞEKKÜR VE TAKDİR
Kıymetli Müslüm Abacıoğlu Hocamızın yarım asrı aşan gazetecilik hayatı, yalnızca şahsi bir meslek hikâyesi değil; aynı zamanda Şanlıurfa’nın yakın dönem basın tarihinin önemli bir bölümüdür.
Karanlık odalarda banyo edilen siyah-beyaz filmlerden dijital fotoğraf makinelerine; daktilodan bilgisayara, otobüslerle gönderilen haberlerden saniyeler içinde dünyaya ulaşan dijital yayınlara kadar büyük bir dönüşüme bizzat şahitlik etmiştir.
Öğretmenlik ve gazetecilik gibi iki önemli mesleği yıllarca birlikte yürüten; meslek hayatı boyunca doğruluk, dürüstlük ve kamu yararından ayrılmamaya özen gösteren Müslüm Abacıoğlu Hocamıza, Şanlıurfa basınına, kültürüne ve eğitim hayatına yaptığı hizmetlerden dolayı gönülden teşekkür ediyoruz
Kendisinin hatıralarının, gazetecilik belgelerinin, fotoğraf arşivinin ve mesleki tecrübelerinin gelecek kuşaklara aktarılmasının son derece değerli olduğuna inanıyoruz.
Kıymetli Hocamıza ailesi ve sevdikleriyle birlikte sağlıklı, huzurlu ve hayırlı uzun ömürler diliyor; kalemine, yüreğine ve emeklerine sağlık diyoruz.
Hazırlayan, derleyen ve yayına hazırlayan:
Ecz. Bakır YEGENOĞLU
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.