Bu yangını söndürmezseniz bu yangın sizi de yandıracak
Bağımlılık
Çocukların bağımlılığı bir yana ;anne ve babalar cep telefonlarına dijital bağımlılıkları var, kötü örnek oluyorlar. Çocuk rol moda olarak seçtiği aktörler sanatçılar her gün operasyonla uyuşturucudan gözaltına alınıyor
.Yolda yürürken sigara içen bir genç gördüğümde ,çok şükür uyuşturucu kullanmıyor ,diye seviniyorum .
Maalesef geldiğimiz nokta bu.
Şanlıurfa ‘da ekonomik durumu iyi olan gençler 35 metre yolda ve şehir hastanesi karşısında bulunan kafelerde sabahtan akşama kadar hiçbir şey yapmadan günlerini geçiriyorlar.
Bu noktada AK PARTİ’ye çok büyük işler düşüyor Ak Parti gençlik kolları ve kadın kolları var; bu gençler için projeler üretip kucaklamaları gerekiyor, fakat maalesef Milli Türk talebe birliği döneminde yapılan gençleri Spor ve dini sevdirme programları şu anda yok.
Aslında gençler kahvelerde ve uyuşturucuda Allah’ı arıyorlar.
Fakat Tv dizileri,Eğitim sistemi ,yaşam tarzı insanları Allah’tan uzaklaştırıyor.
Geleceğimizi Kurtarma Mücadelesi: Sessiz Çığlıklara El Uzatan Yeşilay
Toplum olarak her gün farklı gündemlerin, ekonomik telaşların ya da siyasi tartışmaların arasında savrulup gidiyoruz. Ancak hemen yanı başımızda, evlerimizin içinde, sokaklarımızın karanlık köşelerinde sinsice büyüyen ve bir nesli haritadan silmeye niyetli bir yangın var:
Pek çoğumuz bu yangını uzaktan izlemeyi, "bize dokunmayan yılan bin yaşasın" demeyi tercih ediyoruz. Oysa bağımlılık öyle bir illet ki, bugün söndürmek için adım atmadığımız o yangın, yarın mutlaka gelir bizi de bulur. Neyse ki bu toplumsal feryada kulak tıkayıp izlemek yerine, gövdesini taşın altına koyan, "iyi organize olmuş" kötülüğe karşı tek bir neferini bile feda etmek istemeyen bir iyilik hareketi var:
Yeşilay
Son dönemde şahit olduğumuz ve hepimize umut veren Yeşilay’ın o muazzam saha mücadelesini yakından incelediğimizde, karşımıza sadece bir sivil toplum kuruluşu değil; adeta milli bir beka projesi çıkıyor.
Cezaevlerinden Sokaklara: Ezber Bozan Protokoller
Yeşilay, alışılagelmiş bürokratik hantallığı yıkarak inanılmaz bir dinamizmle sahada boy gösteriyor. "Tedavi olmak isteyen var ama getiremiyorsunuz, o halde biz gelelim" diyerek Adalet Bakanlığı ile imzalanan protokol, bugün tüm Türkiye’ye örnek teşkil edecek cinsten. Klinik psikologlar artık cezaevlerindeki açık ve kapalı koğuşlara girerek mahkûmlara el uzatıyor. Üstelik bununla da kalmıyor; bağımlılığın tek kişilik bir hastalık olmadığını bilerek, mahkûm ailelerine de psikolojik danışmanlık sağlıyor.
Aynı vizyon Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ile yapılan iş birliğinde de karşımıza çıkıyor. Her çarşamba bir oda tahsis edilerek, oraya gelen bağımlı bireylere terapi desteği sunuluyor. Yani devlet el uzatıyor, Yeşilay ise o eli şefkatle tutup iyileştiriyor.
Esnaf Ziyaretinden Cami Kürsüsüne Kesintisiz Farkındalık
Yeşilay’ın mücadele haritası sadece odalarla sınırlı değil. Sokak sokak, mahalle mahalle örülen bir mekik gibi.
Sokakta:
Şubeden başlayıp Balıklıgöl Platosu’na, Haram Kapısı’ndan Eyüp Peygamber makamına kadar binlerce broşür gönüllüler eliyle esnafa, vatandaşa ulaştırılıyor. Ara sokaklara giriliyor, insanlar köşelerde kazanılıyor.
Camide ve Kurslarda:
Cuma namazlarından önce vaaz kürsülerine çıkan uzmanlar, binlerce cemaate bağımlılık tehlikesini anlatıyor. Yaz aylarında Kur'an kurslarındaki çocuklara sağlıklı beslenme bilinci aşılanıyor.
Kamu Kurumlarında:
500’den fazla bekçiye, yüzlerce polise, jandarmaya; kumar, teknoloji ve madde bağımlılığının tüm boyutları aktarılıyor. Antrenörler, imamlar, rehber öğretmenler özel eğitimlerden geçirilerek birer "uygulayıcı" haline getiriliyor.
Büyükşehir Belediyesi ile imzalanan 16 maddelik dev protokol sayesinde şehir içi otobüslerde Yeşilay farkındalık videoları dönüyor, bisiklet turları ve futbol turnuvaları ile gençler spora teşvik ediliyor. Valiliğin öncülüğünde yürütülen "Umuda Kapı Açıyorum, Hayata Tutunuyorum" projesinin en büyük paydaşlarından biri yine Yeşilay.
Bu insanüstü gayret, Yeşilay Genel Merkezi tarafından da takdir edilerek Türkiye ortalamasının çok üstünde bir başarı belgesiyle taçlandırıldı. Ancak asıl ödül, son 3 yılda hayatına, evine ve geleceğine dokunulan
450 evlat, 450 aile
İnsan Odaklı Devlet, Memleket Sevdalıları
Batılı devletler bağımlı bireyleri bazen kendi hallerine, adeta ölüme terk ederken; bizim devletimiz "insan odaklı" bir anlayışla el uzatıyor. Yeşilay da bu elin en güçlü kası oluyor. Bağımlı birey çoğunlukla hasta olduğunu kabul etmez, tedaviyi reddeder. İşte bu yüzden en kritik aşama, o birey zehirle tanışmadan, "bulaşmadan" önce yapılan önleyici çalışmalardır.
Bugün Yeşilay çatısı altında, büyük metropollerin, konforlu makamların cazibesini elinin tersiyle itip,
"Ben bu şehrin çocuğuyum, bu topraklara borcum var"
diyerek memleketine dönen inanmış yürekler rehberlik ediyor bu mücadeleye.
Ancak unutmayalım; bu mücadele tek bir kişinin, tek bir kurumun omuzlarına yüklenemez. Kötülük bu kadar hızlı yayılırken iyilerin izleme lüksü yoktur. Basınıyla, sivil toplumuyla, bürokrasisiyle ve yerel yönetimleriyle hep birlikte Yeşilay’ın açtığı bu bayrağın altında toplanmalıyız.
Çünkü kurtarılan her bir genç, kazanılmış bir vatan toprağıdır.