Kültür, bir toplumu diğer toplumlardan farklı kılan, geçmişten beri değişerek devam eden, kendine özgü, sanatı, inançları, örf ve adetleri, anlayış ve davranışları ile onun kimliğini oluşturan yaşayış ve düşünüş tarzıdır. Topluma bir kimlik kazandıran, dayanışma ve birlik duygusu verdiği toplumda düzeni de sağlayan maddi ve manevi değerlerin bütünüdür.( KTB)
Toplumun her bireyin ozverisi ile toplumu birarada tutan değerlerin oluşum süreçleri çok uzun soluklu bir serüven olup muhteşem bir emeğin yoğunluğudur. Oluşan değerlerin bir sonraki nesillere aktarılması önem arz etmektedir.
Kapitalist toplumun inşası üzere kurulan toplumsal yaşam ,toplumun binlerce yıldır süregelen kültürünu yok etme ve tekdüze ucube bir yaşam empoze etme görevi hüküm sürmektedir. İnsanın kendi emeğine yabancılaşması (meta fetişizmine dönüşen süreç), kapitalizmin en belirgin niteliğinden biridir. Ne yazık ki tarihîn sıfır noktasında yaşayan kadim kültürlerde de erozyona uğramaktadır. Bunu cenaze törenlerimiz ve taziyelerimizde görmekteyiz.Umumi taziye evlerinin kurulması ile yaşamın ve kültürümüzun önemli bir parçası muhteşem bir erozyona uğramaktadır.
Kültürümüzde cenaze töreni ve taziyelerimizde yapılanlardan bazı ritüelleri saymak gerekirse;
Cenazede ağıt yakan kadınlara, vefat eden kişinin kıyafetleri veya fotoğrafi verilir. Bu eşyalar kimin elindeyse ağıti o yakar. Şare yorulursa bu eşyalari başka bir şare alır ve saatlerce ağıt yakılır.
Ailenin büyükleri , taziyede küs olanları barıştırir.
Taziyeye gelenlere acı mırra ikram edilir.
Cenaze evinin ışıklari 40 gün söndürülmez.
Yakın akrabalar aylarca saç sakal tıraşı olmaz
Cenaze sahipleri minimum iki sene düğün sünnet törenlerine katılmaz. Köydeki düğünler ertelenir. Aradan belirli bir zaman geçtikten sonra düğün sahipleri cenaze sahibinden düğün yapmak için müsade ister.
Cenaze sahibinin hayvanlari varsa yemini ve bakımıni yakınları yapar.
Cenaze evinde uzun süre yemek pisirilmez, taziyede yemek işlerini yakınları ve komşuları yapar.
Bayram sabahı cemaat bayram namazından sonra son cenaze sahiplerinin evlerini ziyaret eder. Tekrardan taziye kurulur. Kurban Bayramından önce kişi vefat etmişse kurbanı Arife günü kesilir.
Uzaktan gelen misafirleri cenaze sahiplerinin akrabaları ve komşuları evlerine götürüp ağırlar.
Taziye üç gün sürer. Üç gün sonunda Mevlüt okutulup cenaze helvası dağıtılır.
Taziye bittikten sonra cenaze sahipleri çarşı, mahallede dolaşarak ölen kişinin borçları varsa imkanlar çerçevesinde borçlari öder. Ayni şekilde ölen kişinin alacakları varsa hellallesilir.
Hal böyleyken Kovit dönemi uygulamaları, taziyenin iki güne indirilmesi hatta taziyenin yapılmaması, taziye yemeğinin kaldırılmasının müjde olarak halka sunulması, telefonla arayarak, mesajla başsağlığı dilemek toplumsal kaynaşmayi erozyona uğratmaktadır. Toplumsal çözülme yaşanmakta ve kültürel değerler yok olmaya yüz tutmaktadır. Ekonomik gerekçeler öne sürülerek yozlaşma dayatilmaktadir.
Peki ne yapmalıyız. Kültürümüz ile ilgili bilinçlendirme yapılıp kültürümüzu yok etmekten kurtarmaliyiz. Kulağa hoş gelen sözler ve eylemlerle kültürel yozlaşmayi amaç edinen kisi ve düşüncelere karşı çıkarak özümüze uygun yaşamalıyız. Aksi takdirde benliği saboteye uğramış bir toplum oluruz. Binlerce yıllık medeniyetler beşiğinin bu oyunlari bozacak kadar güçlü olduğuna inanıyorum. Biraz şüpheci bir yaklaşımla kültürumuze yapılan saldırılari lagvetmeliyiz.Köklerimizden yeniden daha güçlü bir şekilde varlığımızı sürdüreceğiz. Kalın sağlıcakla.
Selam dua ve saygılarımla.