Mehmet Salih İlhan’a Vefa ve Teşekkür
Mehmet Salih İlhan’a Vefa ve Teşekkür
FOTOĞRAFLARIYLA TARİHE TANIKLIK EDEN, KAMERASIYLA TÜRKİYE’NİN HAFIZASINA IŞIK TUTAN DUAYEN BİR GAZETECİ…
Atadan ve dededen gelen köklü dostluğumuzun yanı sıra, Timur Sokak’tan mahallelim ve Bağlarbaşı’ndan kadim dostum olarak; Araştıran,
Hazırlayan ve Derleyen: Ecz. Bakır YEGENOĞLU
▪️︎ Şanlıurfa’da başlayan bir hayat, Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünden TRT’ye nasıl uzandı..?
▪️︎ Fotoğraf makinesi ve kamerasıyla Türkiye’nin yakın siyasi, kültürel ve toplumsal tarihine nasıl tanıklık etti..?
▪️︎ Başbakanların, cumhurbaşkanlarının ve devlet adamlarının yurt içi ve yurt dışı programlarında hangi görevleri üstlendi..?
▪️︎ Kadri Erdoğan’dan Fikret Otyam’a, Süleyman Demirel’den Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan’a; Nuri Sesigüzel’den Selahattin Alpay, İzzet Altınmeşe ve Mehmet Özbek’e kadar uzanan geniş çevresi nasıl oluştu..?
▪️︎ Şanlıurfa’nın tarihini, kültürünü, geleneklerini ve toplumsal hafızasını gelecek kuşaklara aktarmak için hangi çalışmaları yaptı..?
▪️︎ Gurbette yaşamasına rağmen memleketine olan bağlılığını ve vefa borcunu hangi hizmetlerle ödemeye gayret etti..?
Kıymetli Dostlarım,
Değerli Okuyucularım;
Bazı insanlar yalnızca yaşadıkları döneme tanıklık etmekle kalmaz; gördüklerini, duyduklarını ve yaşananları kayıt altına alarak bir milletin, bir şehrin ve bir dönemin hafızasına emanet ederler.
Gazetecilik, foto muhabirliği ve kameramanlık böylesine ağır ve tarihî bir sorumluluk taşıyan mesleklerdir. Bir gazetecinin kaleme aldığı haber, bir foto muhabirinin deklanşöre bastığı o kısa an veya bir kameramanın kaydettiği birkaç dakikalık görüntü, aradan uzun yıllar geçtikten sonra paha biçilmez bir tarihî belgeye dönüşebilir.
İşte bu önemli sorumluluğu yarım asrı aşan meslek hayatı boyunca büyük bir dikkat, özveri ve memleket sevgisiyle taşıyan isimlerden biri de Şanlıurfa’nın yetiştirdiği duayen gazeteci, foto muhabiri, film kameramanı, basın müşaviri ve fotoğraf sanatçısı Mehmet Salih İlhan’dır.
Mehmet Salih İlhan yalnızca haber peşinde koşan bir gazeteci değildir. O; Türkiye’nin yakın tarihine fotoğrafları ve görüntüleriyle tanıklık eden, devletin en üst kademelerindeki gelişmeleri izleyen, Şanlıurfa’nın sesini ülke gündemine taşıyan ve memleketinin toplumsal hafızasını gelecek kuşaklara aktarmaya çalışan gerçek bir basın emekçisidir.
ŞANLIURFA’DA BAŞLAYAN HAYAT YOLCULUĞU
Mehmet Salih İlhan, 1951 yılında Şanlıurfa’da dünyaya geldi.
İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimini doğup büyüdüğü Şanlıurfa’da tamamladı. Çocukluk ve gençlik yıllarını kadim şehrimizin köklü gelenekleri, güçlü insan ilişkileri, mahalle kültürü ve eşsiz gönül dünyası içerisinde geçirdi.
Doğduğu şehir ona yalnızca bir kimlik kazandırmadı; hayatı boyunca taşıyacağı kuvvetli bir memleket sevgisi, aidiyet bilinci ve vefa duygusu da verdi.
İlerleyen yıllarda görevi nedeniyle Türkiye’nin ve dünyanın birçok yerinde bulunmasına rağmen gönlündeki Şanlıurfa sevdası hiçbir zaman eksilmedi. Gurbette yaşadığı dönemlerde memleket özlemini yaptığı haberlerle, çektiği fotoğraflarla, kurduğu dostluklarla ve Urfa kültürüne yönelik çalışmalarıyla gidermeye gayret etti.
Çünkü ona göre insanın gerçek değeri; eğitimi ve mesleki başarısının yanı sıra ailesine, doğup büyüdüğü topraklara ve ait olduğu kültüre gösterdiği vefayla tamamlanırdı.
GAZETECİLİĞE ATILAN İLK ADIM
Mehmet Salih İlhan, 1970 yılında Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün Foto-Film Şubesinde foto muhabiri olarak çalışma hayatına başladı.
Henüz genç yaşlarda devletin en köklü basın ve enformasyon kuruluşlarından birinde görev alması, onun gazetecilik mesleğindeki birikim ve tecrübesinin temelini oluşturdu.
Görevi sırasında parlamento çalışmalarını takip etti; çok sayıda siyasetçinin, devlet adamının, başbakanın ve cumhurbaşkanının yurt içi ve yurt dışı programlarında bulundu.
Türkiye’nin siyasi ve toplumsal hayatında iz bırakan birçok önemli gelişmeye yakından tanıklık etti. Bazen bir fotoğraf karesiyle, bazen kamerasıyla kaydettiği görüntülerle, bazen de hazırladığı haberlerle yaşananları tarihe not düştü.
Görevi dolayısıyla katıldığı çok sayıdaki yurt içi ve yurt dışı seyahat, farklı ülkeleri, toplumları ve basın anlayışlarını tanımasına imkân sağladı. Bu çalışmalar, mesleki bilgi ve görgüsünü artırırken gazetecilik dünyasında geniş bir tecrübe kazanmasına da vesile oldu.
FOTO MUHABİRLİĞİNDEN FİLM KAMERAMANLIĞINA
Askerlik görevini tamamladıktan sonra yeniden aynı kuruma dönen Mehmet Salih İlhan, görev değişikliği yaparak film kameramanlığına başladı.
Fotoğrafın durağan fakat güçlü anlatımından hareketli görüntünün geniş dünyasına geçen İlhan, çok sayıda film, haber ve belgesel çalışmasında görev aldı.
1970’li yıllarda TRT’nin ilk dönem kameraman ve yönetmenleri arasında yer alarak televizyon yayıncılığının gelişme sürecine bizzat tanıklık etti.
Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarına yönelik yayınlar hazırlayan ZDF ve WDR televizyonları için Türkiye’den haber ve program içerikleri hazırladı. Böylece Türkiye’de yaşanan gelişmelerin ve Türk insanının hayatının yurt dışındaki izleyicilere ulaştırılmasına katkıda bulundu.
Bu yıllar onun yalnızca bir foto muhabiri değil; haberi görüntü diliyle anlatabilen, olayları doğru açıdan değerlendiren ve belgesel niteliğinde kayıtlar meydana getiren başarılı bir kameraman olarak da yetişmesini sağladı.
TRT YILLARI VE BELGESEL ÇALIŞMALARI
Türkiye’de televizyon yayıncılığının gelişerek ülke çapında etkili olmaya başladığı dönemde Mehmet Salih İlhan, çalışmalarını Türkiye Radyo Televizyon Kurumunda sürdürdü.
TRT’nin çeşitli birimlerinde görev alarak çok sayıda televizyon programının, haber çalışmasının ve belgeselin hazırlanmasına katkıda bulundu.
Kameranın arkasındaki dikkatli gözü, mesleki disiplini ve habercilik anlayışı sayesinde yaşanan olayları yalnızca kaydetmedi; onları geleceğe bırakılacak görsel belgelere dönüştürdü.
Bu yönüyle Mehmet Salih İlhan, Türk televizyonculuğunun gelişme dönemlerine bizzat tanıklık eden ve bu gelişmeye emeğiyle katkı sunan değerli basın mensuplarından biri oldu.
MEMLEKETE DÖNÜŞ VE BÖLGE GAZETECİLİĞİ
Mehmet Salih İlhan, 1981 yılında TRT’deki görevinden kendi isteğiyle ayrılarak doğduğu şehir Şanlıurfa’ya döndü.
Bu dönüş onun için yalnızca bir şehir değişikliği değildi. Yıllar içerisinde kazandığı mesleki bilgi, birikim ve tecrübeyi memleketinin hizmetine sunmasının da başlangıcıydı.
Şanlıurfa’da, Web Ofset Grubuna bağlı başta Günaydın Gazetesi olmak üzere Posta, Ekspres, Tan ve Fotospor gibi dönemin önemli gazetelerinin yaklaşık on yıl boyunca bölge temsilciliğini yürüttü.
Şanlıurfa ve çevresinde yaşanan toplumsal, kültürel, ekonomik ve siyasi gelişmeleri Türkiye kamuoyuna taşıdı. Urfa’nın yalnızca sorunlarını değil; tarihî zenginliklerini, geleneklerini, sanatçılarını, kanaat önderlerini ve kendine özgü hayatını da haberlerine konu etti.
Aktif, araştırmacı ve özgün habercilik anlayışıyla Türkiye gündemine taşınan çok sayıda habere, röportaja ve fotoğrafa imza attı.
Onun gazeteciliği yalnızca yaşanan bir olayı duyurmaktan ibaret değildi. Mehmet Salih İlhan, hazırladığı her haberde doğduğu şehre karşı taşıdığı sorumluluğu ve memleket sevgisini de hissettirdi.
SURİYE VE BEYRUT’A UZANAN RÖPORTAJLAR
Mehmet Salih İlhan’ın gazetecilik çalışmaları Şanlıurfa ve Türkiye sınırlarıyla sınırlı kalmadı.
1987 yılında gazeteci ve sanatçı Rıza Akın ile birlikte Suriye’de seri röportaj çalışmaları gerçekleştirdi. Bölgenin toplumsal yapısını, insanlarını ve Arap aşiretlerini yakından inceleyerek aşiret liderleriyle görüştü.
Suriye ve Beyrut’ta gerçekleştirilen bu çalışmalar, onun sınırların ötesine uzanan araştırmacı gazetecilik anlayışının ve mesleki cesaretinin önemli örnekleri arasında yer aldı.
Böylece İlhan, yalnızca olayları uzaktan aktaran değil; olayın yaşandığı yere giden, insanlarla doğrudan görüşen ve hakikati kaynağında araştıran bir gazeteci olduğunu gösterdi.
25 GAZETECİLİK ÖDÜLÜ VE FOTOĞRAF SERGİLERİ
Uzun yıllar boyunca büyük bir emekle gerçekleştirdiği gazetecilik ve basın fotoğrafçılığı çalışmaları, çeşitli kurumlar ve gazeteciler cemiyetleri tarafından takdir edildi.
Mehmet Salih İlhan, katıldığı gazetecilik ve basın fotoğrafçılığı yarışmalarında 25 ayrı ödüle layık görüldü.
Çektiği fotoğrafları kişisel sergiler açarak halkın beğenisine sundu. Bu fotoğraflar yalnızca estetik değer taşıyan sanat eserleri değil; çekildikleri dönemin insanlarını, şehirlerini, olaylarını ve toplumsal şartlarını anlatan tarihî belgeler niteliğindedir.
Bir fotoğraf bazen sayfalar dolusu yazının anlatamayacağı kadar güçlü bir hafızaya sahiptir. Mehmet Salih İlhan’ın objektifinden çıkan fotoğraflar da Şanlıurfa’nın ve Türkiye’nin yakın geçmişinden günümüze ulaşan kıymetli hatıralar arasında yerini aldı.
DEVLET ADAMLARIYLA GEÇEN BASIN MÜŞAVİRLİĞİ YILLARI
Şanlıurfa’daki başarılı bölge gazeteciliği çalışmalarının ardından 1990’lı yılların başında yeniden Ankara’ya dönen Mehmet Salih İlhan, Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğündeki görevini sürdürdü.
Daha sonra Başbakanlık bünyesinde basın ve halkla ilişkiler alanında önemli sorumluluklar üstlendi.
Dönemin devlet bakanları Necmettin Cevheri, Namık Kemal Zeybek, Rüştü Saraçoğlu ve Işın Çelebi ile çalışma fırsatı buldu.
Başbakanlar Süleyman Demirel ve Tansu Çiller’in görev dönemlerinde gerçekleştirilen çeşitli çalışmalarda yer aldı. Devletin önemli kademelerinde görev yapan isimlerin basın faaliyetlerini ve kamuoyuyla ilişkilerini yakından takip etti.
Gazetecilikten gelen saha tecrübesi, fotoğraf ve görüntü alanındaki birikimi, devlet kurumlarını yakından tanıması ve insan ilişkilerindeki başarısı, basın müşavirliği görevinde ona önemli katkılar sağladı.
Bu dönemde edindiği hatıralar ve oluşturduğu görsel arşiv, yalnızca şahsi meslek hayatının değil, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinin de önemli tanıklıkları arasındadır.
TÜRKİYE’NİN SİYASİ TARİHİNE OBJEKTİFİYLE TANIKLIK ETTİ
Mehmet Salih İlhan’ın arşivinde, Türkiye’nin yakın siyasi tarihine ışık tutan çok sayıda kıymetli fotoğraf bulunmaktadır.
1974 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çekilen bir fotoğrafta; kürsüde muhalefet lideri Süleyman Demirel, hükümet sıralarında Başbakan Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan görülmektedir. Kürsünün hemen önünde görevini yerine getiren genç gazeteci Salih İlhan’ın bulunması, onun tarihî gelişmelere ne kadar yakından tanıklık ettiğinin dikkat çekici göstergelerinden biridir.
1980’li yıllarda başbakanların, bakanların ve devlet adamlarının programlarını izleyen gazeteciler arasında yer aldı; Türkiye siyasi hayatına damgasını vuran pek çok önemli ismi yakından takip etti.
Onun objektifi kimi zaman Meclis kürsüsüne, kimi zaman bir devlet adamının yurt gezisine, kimi zaman da halkın yaşadığı sosyal sorunlara çevrildi. Böylece yarım asrı aşan meslek hayatı boyunca Türkiye’nin siyasi ve toplumsal değişimini adım adım kayıt altına aldı.
VALİ KADRİ ERDOĞAN “BABO” İLE URFA HATIRASI
Mehmet Salih İlhan’ın arşivindeki kıymetli karelerden biri de 1950’li yıllarda Şanlıurfa’nın imarına ve gelişmesine büyük hizmetlerde bulunan, halkın sevgisini kazanarak “Babo” adıyla efsaneleşen dönemin valisi Kadri Erdoğan ile birlikte çekilmiş fotoğrafıdır.
Bu fotoğraf yalnızca iki insanın yan yana geldiği bir hatıra karesi değildir. Şanlıurfa’ya hizmet etmiş bir devlet adamıyla, şehrinin tarihini ve hafızasını yıllarca kayıt altına alan bir gazeteciyi aynı karede buluşturan anlamlı bir vefa belgesidir.
FİKRET OTYAM İLE KURULAN BÜYÜK DOSTLUK
Mehmet Salih İlhan’ın dostluk kurduğu önemli basın mensuplarından biri de usta gazeteci, yazar ve fotoğraf sanatçısı Fikret Otyam’dır.
Fikret Otyam, 1960’lı yıllarda Urfa’yı, bölgenin yoksulluğunu, sosyal meselelerini ve Urfa halkının yaşadığı güçlükleri kaleme almış; hazırladığı seri röportajları Cumhuriyet gazetesinde yayımlamıştı.
İlhan ile Otyam arasındaki dostluk, yalnızca iki gazetecinin meslek arkadaşlığından ibaret değildi. Bu dostluğun temelinde Anadolu insanına duyulan sevgi, toplumsal gerçekleri belgeleme arzusu ve Şanlıurfa’ya gösterilen ilgi bulunuyordu.
İki usta basın emekçisinin aynı karede yer aldığı fotoğraflar, Türk basın tarihinin iki farklı kuşağını bir araya getiren kıymetli belgeler niteliğindedir.
SANATÇILARLA KURULAN KÜLTÜR VE GÖNÜL KÖPRÜSÜ
Mehmet Salih İlhan’ın arşivi yalnızca siyaset ve devlet hayatına ait görüntülerden oluşmamaktadır. Türk halk müziğinin ve Şanlıurfa kültürünün önemli temsilcileriyle çekilmiş çok sayıda fotoğrafı da bulunmaktadır.
Türk halk müziğinin efsane isimlerinden Nuri Sesigüzel ile gazeteci Salih İlhan ve Sedat Atilla’nın Balıklıgöl’de çekilmiş fotoğrafı, Urfa’nın kültür ve sanat hafızası bakımından büyük değer taşımaktadır.
İlhan’ın “en büyük dostum” diye ifade ettiği kıymetli halk müziği sanatçısı Selahattin Alpay ile uzun yıllara dayanan samimi bir dostluğu vardır.
İzzet Altınmeşe ve Mehmet Özbek gibi Türk halk müziğinin güçlü isimleriyle de sohbetlerde bulunmuş; onların sanat yolculuklarına ve Urfa kültürüyle olan bağlarına yakından tanıklık etmiştir.
Abdullah Balak gibi Urfa musikisinin büyük ustaları, Av. Selahattin Görkey, Abuzer Akbıyık ve Urfa kültürüne hizmet eden daha pek çok isimle kurduğu dostluklar, onun yalnızca bir gazeteci değil, aynı zamanda güçlü bir kültür ve gönül insanı olduğunu göstermektedir.
Bu buluşmalarda yapılan sohbetler, çekilen fotoğraflar ve paylaşılan hatıralar; Şanlıurfa’nın kültür, sanat ve musiki tarihine ışık tutan çok değerli bir miras meydana getirmiştir.
BİR GAZETECİNİN GÖRSEL TARİH ARŞİVİ
Mehmet Salih İlhan’ın yıllar boyunca çektiği ve büyük bir titizlikle koruduğu fotoğraflarda;
▪️︎ Devlet adamları ve siyasetçiler,
▪️︎ Başbakanlar, bakanlar ve milletvekilleri,
▪️︎ Şanlıurfa’ya hizmet etmiş valiler ve yöneticiler,
▪️︎ Türkiye’nin önde gelen gazeteci ve yazarları,
▪️︎ Halk müziği sanatçıları ve kültür insanları,
▪️︎ Aşiret liderleri ve bölgenin kanaat önderleri,
▪️︎ Şanlıurfa’nın gündelik hayatı ve toplumsal meseleleri,
▪️︎ Anadolu insanının sevinçleri, sıkıntıları ve mücadeleleri yer almaktadır.
Bu fotoğrafların her biri yalnızca kişisel bir hatıra değil, ait olduğu dönemin siyasi, kültürel ve toplumsal özelliklerini günümüze taşıyan tarihî birer belgedir.
Mehmet Salih İlhan, kamerasını yalnızca güçlü ve tanınmış kişilere çevirmedi. Yoksulluğu, çaresizliği, emeği, Anadolu insanının mücadelesini ve Şanlıurfa’nın talihsiz bırakılmış yönlerini de görüntüledi.
Bu nedenle onun arşivi hem devletin zirvesinden hem de halkın içinden manzaralar taşıyan çok yönlü ve kıymetli bir toplumsal hafızadır.
EMEKLİLİK SONRASINDA DEVAM EDEN MEMLEKET HİZMETİ
Mehmet Salih İlhan, 2002 yılında emekliye ayrılarak İzmir’e yerleşti.
Ancak emeklilik onun için gazetecilikten, toplumsal çalışmalardan ve Şanlıurfa’ya hizmet etmekten uzaklaşmak anlamına gelmedi.
Meslek hayatı boyunca oluşturduğu gazete kupürlerini, haber dosyalarını, röportajlarını, film kayıtlarını ve fotoğraflarını koruyarak zengin bir basın arşivi meydana getirdi.
Daha sonra bu arşivin önemli bölümlerini Şanlıurfa’nın geçmişine ışık tutması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla kamuoyuyla paylaşmaya başladı.
Özellikle 1980’li yıllarda hazırladığı Urfa haberlerinin ve sararmış gazete kupürlerinin yıllar sonra yeniden yayımlanması, hemşehrilerimizi geçmişe götürürken şehrin toplumsal hafızasının korunmasına da büyük katkı sundu.
O, geçmişi yalnızca hatırlamakla kalmadı; sahip olduğu belgeleri paylaşarak geçmiş ile gelecek arasında sağlam bir köprü kurdu.
İLHAN MAHALLESİ’NDE BİR TAŞ KONAK VE URFA DOSTLUĞU
Mehmet Salih İlhan’ın Şanlıurfa sevgisinin en güzel sembollerinden biri de İlhan Mahallesi’nde yaptırdığı Taş Konak’tır.
Yılın belirli dönemlerini İzmir’de geçiren İlhan, yaz aylarında Şanlıurfa’ya gelerek şehir merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki İlhan Mahallesi’nde bulunan bu konakta dostlarını, arkadaşlarını ve hemşehrilerini ağırlamaktadır.
Bu Taş Konak yalnızca bir dinlenme ve ikamet yeri değildir. Geçmişin hatıralarının anlatıldığı, dostlukların tazelendiği, Urfa kültürünün, geleneklerinin ve gönül dünyasının yaşatıldığı sıcak bir buluşma mekânıdır.
Onun hayatında Urfa yalnızca doğduğu şehir değildir. Urfa; hatıraları, dostlukları, gazeteciliği, fotoğrafları, hizmet anlayışı ve gönül dünyasıyla bütünleşmiş vazgeçilmez bir sevdadır.
“VEFA BORCUM OLAN ŞANLIURFA’MA…”
Mehmet Salih İlhan’ın kendi kaleminden çıkan şu samimi ifadeler, onun hayata ve memleketine bakışını bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır:
“Bireylerin toplum içindeki konumu, eğitimi ve kariyeri; bağlı bulunduğu aile yapısı, doğup büyüdüğü topraklara olan vefası ve o şehre karşı taşıdığı borç duygusuyla bütünleştiği zaman kişinin değeri ve itibarı yücelir.
Kendi alanında dünyaya ün salmış, eğitim hayatında zirvelere çıkmış; fakat doğduğu toprakları dahi inkâr edecek ölçüde kendi benliğini kaybetmiş insanlar da vardır.
Şükürler olsun ki Şanlıurfa’dan yetişen insanlarımızda kendi kültürüne, örfüne, âdetlerine, gelenek ve göreneklerine sıkı sıkıya bağlı güçlü bir ruh bulunmaktadır. Bu hâl bizleri onurlandırmakta ve gururlandırmaktadır.
Uzun yıllar süren çalışma hayatımda, gerek gurbette olmanın verdiği özlemle gerekse Şanlıurfa’ya olan sevdam dolayısıyla bireysel ve grup çalışmalarına katıldım.
Sanırım kendi çapımda varlığımı ve konumumu, vefa borcum olan Şanlıurfa’ma bir nebze olsun ödeme mutluluğunu yaşıyorum.”
Bu sözlerde gösterişten uzak bir hizmet anlayışı, güçlü bir aidiyet duygusu, derin bir memleket sevgisi ve samimi bir vefa bulunmaktadır.
O, kendisi için hazırlanan bu vefa yazısı üzerine gösterdiği tevazuyla, “Bu kadar övgüyü hak ediyor muyum, bilemiyorum.” demektedir.
Oysa geride bıraktığı haberler, fotoğraflar, belgeseller, röportajlar, gazete kupürleri, kurduğu dostluklar ve meydana getirdiği arşiv, bu övgünün bir iltifat değil; yarım asrı aşan emeğe karşı yerine getirilmesi gereken bir vefa borcu olduğunu açıkça göstermektedir.
HAYATI TRT EKRANLARINA TAŞINDI
Mehmet Salih İlhan’ın gazetecilikle geçen zengin hayatı ve hatıraları, TRT Kürdi’de hazırlanan “Wehxt Çawa Derbas Bû – Vakit Nasıl Geçti?” adlı programa da konu oldu.
Yapım ve yönetmenliğini Abdurahman Benek’in üstlendiği programın çekimlerinin İlhan Mahallesi’nde gerçekleştirilmesi, onun hem meslek hayatının hem de doğduğu topraklarla kurduğu güçlü bağın kayıt altına alınması bakımından büyük önem taşımaktadır.
Bir gazetecinin yıllar boyunca başkalarının hayatını, çalışmalarını ve yaşadığı dönemi kayda geçirdikten sonra kendi hayatının da bir belgesele konu olması, son derece anlamlı bir vefa örneğidir.
BİR DÖNEMİN TANIĞI, TÜRKİYE’NİN VE ŞANLIURFA’NIN GÖRSEL HAFIZASI
Mehmet Salih İlhan’ın meslek hayatına baktığımızda yalnızca başarılı bir gazeteci değil; Türkiye’nin yakın tarihine ve Şanlıurfa’nın toplumsal hayatına tanıklık etmiş önemli bir hafıza insanı görmekteyiz.
O;
▪️︎ Fotoğraf makinesiyle tarihî anları ölümsüzleştirmiş,
▪️︎ Kamerasıyla yaşananları gelecek kuşaklara aktarmış,
▪️︎ Haberleriyle Şanlıurfa’nın sesini Türkiye’ye duyurmuş,
▪️︎ Röportajlarıyla toplumun farklı kesimlerinin dünyasını anlatmış,
▪️︎ Basın müşavirliği göreviyle devlet ile kamuoyu arasındaki iletişime katkı sağlamış,
▪️︎ Arşiviyle geçmişin unutulmamasına hizmet etmiş,
▪️︎ Sanatçılar, gazeteciler ve devlet adamlarıyla kurduğu bağlarla kültürel hafızamızı zenginleştirmiş,
▪️︎ Dostlukları ve gönül bağlarıyla Urfalıları bir araya getirmiştir.
Onun hayat hikâyesi; çalışmanın, mesleğe sadakatin, memlekete bağlılığın, tevazunun ve vefanın seçkin örneklerinden biridir.
KIYMETLİ MEHMET SALİH İLHAN AĞABEYİMİZ;
Yarım asrı aşan gazetecilik hayatınız boyunca çektiğiniz her fotoğraf, kaydettiğiniz her görüntü, hazırladığınız her haber ve kurduğunuz her dostluk; yalnızca şahsi meslek hayatınızın değil, Şanlıurfa’nın ve Türkiye’nin yakın tarihinin de kıymetli bir parçasıdır.
Kadri Erdoğan’dan Fikret Otyam’a, Süleyman Demirel’den Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan’a; Nuri Sesigüzel’den Selahattin Alpay, İzzet Altınmeşe ve Mehmet Özbek’e kadar uzanan arşiviniz, bir gazetecinin yarım asırlık emeğinin ötesinde, Türkiye’nin görsel hafızasıdır.
Suriye’den Beyrut’a, Türkiye Büyük Millet Meclisinden Balıklıgöl’e, TRT stüdyolarından Şanlıurfa’nın sokaklarına uzanan meslek yolculuğunuz; basın tarihimiz açısından son derece kıymetli bir birikimdir.
Gurbette yaşarken gönlünüzü Urfa’dan ayırmamanız; bilgi, birikim ve tecrübelerinizi doğduğunuz toprakların hizmetine sunmanız her türlü takdire layıktır.
Şanlıurfa’ya olan vefa borcunuzu ödeme düşüncesiyle gerçekleştirdiğiniz bireysel ve toplumsal çalışmalarınızın, şehrimizin kültürel hafızasında daima yaşayacağına inanıyorum.
Bundan sonra da yapacağımız yazışmaların, karşılıklı fikir alışverişlerinin ve ortak çalışmaların Şanlıurfa’mız adına güzel ve yararlı hizmetlere vesile olmasını temenni ediyorum.
Gazetecilik, foto muhabirliği, film kameramanlığı, belgeselcilik, basın müşavirliği ve fotoğraf sanatçılığı alanlarında verdiğiniz hizmetler için şahsım ve bütün paylaşım dostlarımız adına size gönülden teşekkür ediyorum.
Rabbim size; aileniz, sevdikleriniz ve dostlarınızla birlikte sağlık, huzur ve mutluluk içerisinde nice güzel yıllar nasip etsin.
Kaleminiz daim, objektifiniz aydınlık, hatıralarınız bereketli; Şanlıurfa sevdanız ve hizmetleriniz gelecek kuşaklara örnek olsun.
İyi ki varsınız Mehmet Salih İlhan Ağabeyimiz…
Saygı, sevgi, vefa ve şükranlarımla…
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.