Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümünü Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı Topluma Hizmet Dersi kapsamında Dr. Öğr. Üyesi Gülçin BİLGENER rehberliğinde hazırlanmıştır.
Bu konuyu yalnızca bir “gelenek” ya da “tercih” başlığı altında ele almanın yetersiz olduğunu düşünüyorum. Çok eşlilik, çoğu zaman yetişkinlerin kararı gibi görünse de en büyük zararı çocuklara verir bununla birlikte en derin ve kalıcı etkileri erken çocukluk dönemindeki çocukların hayatında bırakır. Bu nedenle konuya yalnızca kültürel değil, aynı zamanda psikolojik ve toplumsal gelişim perspektifinden bakmak zorundayız ki sağlıklı bireyler yetiştirelim ve çocuklarımızı büyütürken onların hayatlarını olumsuz anlamda etkilemeyelim. Onları hayata hazırlarken özellikle 0-5 yaş arasındayken bağlanma stilleri zarar görmeden geleceğe hazırlayıp onlara sağlam mental vermeyi boynumuzun borcu bilelim. Erken çocukluk dönemi duygusal olarak gelecek için temelin atıldığı yıllardır. Uzmanlara göre 0–5 yaş arası dönem, çocuğun kişilik gelişiminin, güven duygusunun ve bağlanma biçiminin şekillendiği en kritik evredir. Dikkat edin en kritik evredir. Bu şu anlama geliyor çocuklar bu evreyi olumsuz şartlarda geçirirlerse bu kişiliklerinden hayat biçimlerine kadar birçok şeyi olumsuz etkileyebilir. Bu süreçte çocuk için en temel ihtiyaç; sevgi ve güvenli bağlanmadır. Sevgi ve güvenli bağlanma…Çok eşli aile yapılarında ise ev içi dengeler çoğu zaman karmaşıklaşır. Aynı babayı paylaşan farklı anneler ve kardeşler arasında yaşanan rekabet, kıskançlık ya da otorite çatışmaları, çocuğun dünyasında belirsizlik yaratabilir. Özellikle küçük yaşta olan çocuklar, ebeveynler arasındaki duygusal gerilimi, ev içerisindeki huzursuzluğu, anne ve babanın mutsuzluğunu, tartışmaların ve kavgaların yarattığı negatif hisleri sezebilir ve bunu kendi güvenlik algılarıyla ilişkilendirebilir. Güven duygusu ve bağlanma sorunları en önemli konulardandır yine. Çocuğun aile evinde hissettiği güven duygusuna oranla sağlıklı bağlanma ihtimali orantılıdır. Örneğin çocuk annesinin babasına duyduğu güveni ve sevgiyi gözlemledikçe kendisinin de ev ortamındaki güven ve sevgi ihtimali artar. Ancak çok eşli ailelerin ev ortamında anne ve babanın tartışmaları, karşılıklı birbirlerini suçlamaları, iki annenin evde varlığı, iki annenin kendi arasındaki gerilimi, doğal olarak kıskançlığı vs. bu gibi durumlar çocuğun üzülmesine, kafa karışıklığına, herhangi bir yere ait hissedememesine, evde huzursuz olmasına hatta aile bireylerinden uzaklaşıp kaçmasına gibi durumları ortaya çıkarır. Böyle durumlarda gelecekteki bağlanma stilinden kendi ailesini kurarken ki rolünden hatta evde daha 5 yaşında bir çocukken ki günlük hayatına kadar etkiler ve kalıcı izler bırakabilir maalesef. Erken çocuklukta sağlıklı bağlanma kuramayan bireylerin ileriki yaşamlarında özgüven eksikliği, terk edilme kaygısı ve ilişki problemleri yaşama olasılığı artar. Çok eşli aile yapısında babanın zamanı ve ilgisi bölündüğünde ,ki bu çok doğal, çocuk “değerli miyim?” sorusunu daha erken yaşta içselleştirebilir. Özellikle aynı ev içinde ya da yakın çevrede de gözlemlediği yaşayan eşler ve çocuklar arasında oluşan kıyas ve karşılaştırmalar, çocukta yetersizlik duygusunu tetikleyebilir. Bu durum kardeşlik bağını güçlendirmek yerine rekabeti besleyebilir. Bu rekabetin ev içinde doğuracağı kıskançlıklar, kavga ve huzursuzluk doğurabilir. Bunların yanında çok önemli olan ve çocuğu etkileyen bir diğer konu da annenin psikolojisinin çocuğun dünyasına etkisidir. Erken çocukluk döneminde anne, çocuğun duygusal evreninin merkezindedir. Eğer anne; eş paylaşımından kaynaklı stres, değersizlik hissi veya depresif belirtiler yaşıyorsa, bu durum doğrudan çocuğun duygusal gelişimine yansıyabilir. Çocuk, annenin kaygısını ve mutsuzluğunu sezdiğinde dünyayı daha güvensiz bir yer olarak algılayabilir. Bu da ilerleyen yıllarda kaygı bozukluklarına ya da içe kapanıklığa zemin hazırlayabilir. İslam dininde çok eşlilik tamamen sınırsız ve koşulsuz bir uygulama değildir. Kur'an-ı Kerim’de birden fazla evliliğe izin verilmiş olmakla birlikte, bunun en temel şartı adalettir. Nisa Suresi’nde açıkça, eşler arasında adaletli davranılamayacaksa tek eşle yetinilmesi gerektiği vurgulanır. Maddi imkân, duygusal denge, zaman paylaşımı ve hak gözetme gibi konularda tam bir eşitlik sağlamak ise pratikte son derece zordur. Hatta birçok İslam âlimi, gerçek anlamda adaletin sağlanmasının çok ağır bir sorumluluk olduğunu ifade eder. Dolayısıyla bu ağır şartlar gerçekten yerine getirilebiliyor mu? Ve en önemlisi, çocukların psikolojik hakları bu adalet denkleminde yeterince hesaba katılıyor mu? Kimlik gelişimi ve toplumsal algıyı birçok yönden etkileniyor. Okul çağına gelen çocuklar için aile yapısı, kimliklerinin önemli bir parçasıdır. Çok eşli bir aileden gelen çocuklar, yaşıtlarıyla aynı ortamda sorularla ya da dışlanma ile karşılaşabilir. Bu durum, özellikle özgüveni henüz tam gelişmemiş bireylerde sosyal geri çekilme davranışlarına yol açabilir. Ancak burada önemli bir noktayı da vurgulamak gerekir: Her çok eşli aile yapısı aynı sonucu doğurmaz. Sevgi, adalet ve açık iletişim ortamı sağlanabilirse olumsuz etkiler azaltılabilir. Fakat bu, ciddi bir bilinç ve sorumluluk gerektirir. Hepimiz insanız sonuçta herkes bir yerlerde mutlaka eksik ya da hata yapabilir yani bu süreci kusursuz yürütmek çok zor hatta imkansıza doğru bir yol alır. Çok eşli aile tipinde büyüyen çocuklar gelenek ile gelecek arasında sıkışır kalır. Toplumlar gelenekleriyle yaşar; ancak geleceği çocuklar belirler. Çok eşlilik meselesini yalnızca kültürel bir gösterge olarak değil, çocukların ruhsal sağlığı açısından da tartışmak gerekir. Çünkü erken çocukluk döneminde atılan her psikolojik iz, bireyin tüm yaşamını şekillendirebilir. Belki de asıl soru şudur: Yetişkinlerin tercihi olan bir yaşam biçimi, çocukların duygusal bedeli pahasına sürdürülebilir mi? Şanlıurfa gibi güçlü aile bağlarının ön planda olduğu bir şehirde bu konuyu konuşmak cesaret ister. Ancak çocukların yüksek yararı söz konusu olduğunda, susmak değil; bilimsel ve vicdani ölçülerle düşünmek gerekir. Unutmayalım: Sağlıklı bireyler, sağlıklı ailelerde yetişir. Sağlıklı aileler ise önce çocukların kalbini gözetir.
Kaynakça: Aliye, F., & Esad, M. (2006/2007). Çok Eşlilik; Taaddüd-i Zevcat. Ankara: Hece Yayınları. Aliye, F., & Esad, M. (2006/2007). Çok Eşlilik; Taaddüd-i Zevcat. Ankara: Hece Yayınları.