Ramazan Gürdal
Köşe Yazarı
Ramazan Gürdal
 

HARRAN HALEN BABİL Mİ ?

Harran hakkında söylenenler, yazılıp çizilenler bunların yanı sıra akademik çalışmalarla kanıtlanmış bir çok kaynakçalarla Harran hakkında sayısız kelimeler sarf edebiliriz. Bu yazımda ne kulağa aşına olan cümleleri ne de akademik bilgiler yığını olan literatürleri ifade etmeyeceğim. Harran özüyle, üzerinde bulunan topraklarıyla asırlara kucak açmış öncesi ve sonrası soru işaretlerle dopdolu bir ovadır. Asur- Babil, Mitanni Krallığı, Emeviler, Abbasiler, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğuna kendini ve toprağını sunmuş bir bölge…. Harran Tevrat gibi kutsal eserde dahi adı tam manasıyla değişmeden günümüze kadar gelen tek yer. Harran Hz. İbrahim’in yaşadığı yer, zaman geçirdiği toprak ve dahi Harran’da yaşam sürdüğü ev… Harran bunlarla sınırlı kalmadığı gibi M.Ö güneş ve ay tapınağının var olduğu topraklar bütünü iken Memluklere başkentlik yapmış Mogol istilası ile yerle yeksan olmuştur. Abbasi Devleti mevcut Harran’ın bir kısmını ise 899 yıllarında zindan olarak kullanıldığı bilinmektedir. Geçmişle bugün ki Harran arasında  yapısal dağılımda teknolojik değişimler haricinde çokta farklı bir toprak bütünü görememekteyiz. Kutsal kimliğini muhafaza eden yapısal ve kişisel bireylerin çokluğu, Yapıtalar üzerinden ekonomik kazanç sürmekte olan sınıfsal tabaka, Süre gelen mevcut olan düzende her kesimin kendine uygun monarşinin durmaksızın sürdürme azmi… Babil’deki Sin ve Güneş tanrısının karşılıklı anlaşmalarda şahit tutulduğu bir coğrafyanın asırlar ve devirler sonra aynı şekilde ilahi kudretin şahitliğini göstererek, kaldığı yerden devam ediyor…   Ulu Camisi, Emevi Kalesi, Abbasi devrinde astronomik çalışmaların merkezi, Sabit b. Kurra gibi bir alimin varlığı Hayati Harrani gibi bir velinin var oluş serüveni Harran’ın kuruyan Cülab nehrinin tam yanı başında var olmuştur.   Şimdi ise GAP’tan akan suyun kenarında beyaz altının sınıfsal kavgalara piyano çaldığı bir üretim bandına şahitlik ediyoruz…. Matematik, Fizik ve anatomi gibi eserler bütününün çeviri faaliyetinin yapıldığı bir topraktan şimdilerde okuma yazma oranın hesaplanmasında güçlük çekilen bir yaşadığı merkezi… Harran’ı eleştirilen bir yaklaşımla tanımlama yaparken potansiyelli bir bölgede neden verim alınmadığı sorusunu zihninize düşürmektir asıl gayem. İnsan en çokta merakına yenik düşermiş derler…. Harran’a olan tarihsel merakımda sürekli eleştirmeye yenik düşüyor bendenizi… Böylelikle sizlerde Güneydoğu bölgesini tanımaya başlarsanız ilk durak yeriniz Harran olmalı. Harran’ın kutsal yapısı ve verimli toprak bütünü. İnsanı büyülediği gibi görülen eksik ve olması muteber olan ama ne yazık ki eksik kalınmış yönlerini  görünce de hayrete düşmüyor değil insan.             Tabi ki kusuru ve eksiği görmek kolay, zoru ve düzetilmesi gereken sayısız işlevlerin ucundan tutmak özellikle sanat – kültür bağlamında hiç kolay olmuyor. Düzetilmesi ve bütülsel bir yapıda miras  olarak bırakılması için kolektif hareket edilmesi şarttır.    
Ekleme Tarihi: 08 Eylül 2026 -Salı

HARRAN HALEN BABİL Mİ ?

Harran hakkında söylenenler, yazılıp çizilenler bunların yanı sıra akademik çalışmalarla kanıtlanmış bir çok kaynakçalarla Harran hakkında sayısız kelimeler sarf edebiliriz. Bu yazımda ne kulağa aşına olan cümleleri ne de akademik bilgiler yığını olan literatürleri ifade etmeyeceğim.

Harran özüyle, üzerinde bulunan topraklarıyla asırlara kucak açmış öncesi ve sonrası soru işaretlerle dopdolu bir ovadır. Asur- Babil, Mitanni Krallığı, Emeviler, Abbasiler, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğuna kendini ve toprağını sunmuş bir bölge….

Harran Tevrat gibi kutsal eserde dahi adı tam manasıyla değişmeden günümüze kadar gelen tek yer. Harran Hz. İbrahim’in yaşadığı yer, zaman geçirdiği toprak ve dahi Harran’da yaşam sürdüğü ev… Harran bunlarla sınırlı kalmadığı gibi M.Ö güneş ve ay tapınağının var olduğu topraklar bütünü iken Memluklere başkentlik yapmış Mogol istilası ile yerle yeksan olmuştur. Abbasi Devleti mevcut Harran’ın bir kısmını ise 899 yıllarında zindan olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Geçmişle bugün ki Harran arasında  yapısal dağılımda teknolojik değişimler haricinde çokta farklı bir toprak bütünü görememekteyiz.

Kutsal kimliğini muhafaza eden yapısal ve kişisel bireylerin çokluğu,

Yapıtalar üzerinden ekonomik kazanç sürmekte olan sınıfsal tabaka,

Süre gelen mevcut olan düzende her kesimin kendine uygun monarşinin durmaksızın sürdürme azmi…

Babil’deki Sin ve Güneş tanrısının karşılıklı anlaşmalarda şahit tutulduğu bir coğrafyanın asırlar ve devirler sonra aynı şekilde ilahi kudretin şahitliğini göstererek, kaldığı yerden devam ediyor…

 

Ulu Camisi, Emevi Kalesi, Abbasi devrinde astronomik çalışmaların merkezi, Sabit b. Kurra gibi bir alimin varlığı Hayati Harrani gibi bir velinin var oluş serüveni Harran’ın kuruyan Cülab nehrinin tam yanı başında var olmuştur.

 

Şimdi ise GAP’tan akan suyun kenarında beyaz altının sınıfsal kavgalara piyano çaldığı bir üretim bandına şahitlik ediyoruz….

Matematik, Fizik ve anatomi gibi eserler bütününün çeviri faaliyetinin yapıldığı bir topraktan şimdilerde okuma yazma oranın hesaplanmasında güçlük çekilen bir yaşadığı merkezi…

Harran’ı eleştirilen bir yaklaşımla tanımlama yaparken potansiyelli bir bölgede neden verim alınmadığı sorusunu zihninize düşürmektir asıl gayem. İnsan en çokta merakına yenik düşermiş derler…. Harran’a olan tarihsel merakımda sürekli eleştirmeye yenik düşüyor bendenizi… Böylelikle sizlerde Güneydoğu bölgesini tanımaya başlarsanız ilk durak yeriniz Harran olmalı. Harran’ın kutsal yapısı ve verimli toprak bütünü. İnsanı büyülediği gibi görülen eksik ve olması muteber olan ama ne yazık ki eksik kalınmış yönlerini  görünce de hayrete düşmüyor değil insan.

            Tabi ki kusuru ve eksiği görmek kolay, zoru ve düzetilmesi gereken sayısız işlevlerin ucundan tutmak özellikle sanat – kültür bağlamında hiç kolay olmuyor. Düzetilmesi ve bütülsel bir yapıda miras  olarak bırakılması için kolektif hareket edilmesi şarttır.

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.