Bismillâhirrahmânirrahîm*
Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ Âlihî ve Sahbihî ecmaîn.
Aziz Kardeşlerim!
Ehl-i Beyt-i Mustafa,yani Resûl-i Ekrem Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)'in mübarek hane halkı,Ümmet-i Muhammed'e en büyük emanetlerden biridir.
Ulemamızın beyanı üzere; Hazret-i Hüseyin (Radıyallâhü Anh) Efendimizin pak soyundan gelenlere Seyyid, Hazret-i Hasan (Radıyallâhü Anh) Efendimizin pak soyundan gelenlere Şerif denir.Onlar, Âl-i Resûldür.
CENÂB-I HAKK'IN EMRİ
Cenâb-ı Hak, Kur'ân-ı Kerîm'de Habibine şöyle söylemesini emir buyuruyor:
"Kul lâ es'elüküm aleyhi ecran ille'l-meveddete fi'l-kurbâ"
"De ki: Ben sizden bu tebliğime karşılık akraba sevgisinden başka bir ücret istemiyorum." (Şûrâ Sûresi, 23)
İmam Kurtubi, İmam Suyuti ve nice müfessirin beyanına göre buradaki "kurba"dan murad, Ehl-i Beyt-i Resûlullah'tır. Yani Allah Teâlâ bizden, Resûlünün akrabasını sevmemizi istiyor.
RESÛLULLAH'IN (S.A.V.) VASİYETİ
Fahr-i Kâinat Efendimiz (s.a.v.), Veda Haccı'nda ve Gadir-i Hum mevkiinde Ümmetine şöyle vasiyet buyurdu:
"Ey insanlar! Size iki ağır emanet (sekaleyn) bırakıyorum. Biri Kitabullah, diğeri Ehl-i Beytimdir. Onlara temessük ederseniz benden sonra asla dalâlete düşmezsiniz. Onlar havz başında bana kavuşuncaya kadar birbirinden ayrılmayacaktır (Müslim, Tirmizi)
SEYYİD VE ŞERİFLERE MUHABBET ÜÇ ŞEKİLDE OLUR
1. Kalp ile Muhabbet:
Seyyid ve Şerifi,şahsı için değil, damarlarında taşıdığı Resûlullah kanı hürmetine sevmektir. Ehl-i Beyt'e buğz etmek haramdır.
Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Ehl-i Beytime buğz edene Cennet haramdır."
ve "Fatımâ benden bir parçadır,onu inciten beni incitmiş olur."
2. Dil ile Muhabbet:
Dili gıybetten, sövmekten ve istihzadan korumaktır. Onlara "Seyyidim" diyerek edeple hitap etmektir. Bir hataları görülürse, edebi terk etmeden, usulünce nasihat etmektir.
3. Hâl ile Muhabbet:
Onlara sahip çıkmaktır. Şeriatımızda Seyyid ve Şeriflere zekat ve sadaka helal değildir. Bu, Resûlullah'a (s.a.v.) hürmet içindir. Eğer bir ihtiyaçları varsa,onlara hediye ve hibe olarak vermek, Müslümanlarıngörevidir.
İmam-ı Şafii Hazretleri ne güzel buyurmuş:
"Ey Âl-i Resûl, sizi sevmek Allah'ın Kur'an'da farz kıldığı bir sevgidir. Sizin şanınız için bu yeter ki, size salat okumayanın namazı kabul olmaz."
ÖLÇÜMÜZ NE OLMALIDIR?
Biz Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat olarak iki ifrat ve tefritten de uzak dururuz.
Ne guluvv ederiz; yani onları masum ve peygamber gibi görüp aşırı yüceltmeyiz. Ne de muhabbeti terk eder, onları sahipsiz bırakırız. Yolumuz, orta ve en selametli yoldur.
Unutmayalım ki; bir Seyyid günah işlese bile,nesebi inkâr edilmez. Ameli kendine aittir, fakat nesebinin şerefi bâkidir.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) müjde veriyor:
"Her kim Ehl-i Beytimi severse, Allah Teâlâ onu sever. Ve her kim onları severse, yarın ben ona şefaat edeceğim."*
Rabbim Celle ve Alâ, cümlemizi Ehl-i Beyt-i Mustafa'yı hakkıyla seven, onlara hürmet eden ve yarın Livâü'l-Hamd bayrağı altında toplanan bahtiyarlardan eylesin.
Âmîn, bi-hürmeti Seyyidi'l-Mürselîn.