UMUT ÇOCUKLARI
(İHA) - İhlas Haber Ajansı |
07.12.2012 - 10:13, Güncelleme:
12.09.2022 - 18:02 2475+ kez okundu.
UMUT ÇOCUKLARI
Çocuk, Allah'ın insana vermiş olduğu bir emanettir. 'Çocuklar yeryüzünde gezen ciğerlerimizdir.' diyen peygamberimiz, çocukların bizler için bir hediye, bir emanet ve nimet olduğunu açıkça ifade etmektedir. Nasıl ki, ilkbaharda çiçekler açılır, etrafa hoş koku verir, sevgi ve muhabbet ile belirli süre içerisinde yaşamını sürdürür ve sonradan kendiliğinden solar. Bazı çiçekler vardır ki, daha çiçek açmadan solar. Etrafına bu güzellikleri koklatmadan yaşamları sona erer. Evet, çocuk bir çiçektir. Çiçekler de sevgiye, merhamete, şefkata en basiti bir tebessüme ihtiyaçları vardır. İyi bakılırsa kendisiyle barışık, ailesine ve topluma faydalı birer fert olur. Bu güzel imkanlardan uzak kalırsa hem kendisi,hem ailesi hem de toplum için potansiyel tehlike olarak karşımıza çıkar. Şanlıurfa sokaklarında çalışan çocuklar çalıştayına katılmcı olarak davet edildim. Doğrusu konuya pek de yabancı değildim. Gerek çocukluğumda çalıştığım pamuk tarlalarında gerekse mesleğimden dolayı çalıştığım mahallelerde bu konuları yakinen bilirim. Sokak çocukları ve sokakta çalışan çocuklar ile mevsimlik tarım işçiliği çocukları farklı birer konu olup üçünün bir başlıkta değerlendirilmesi bence yanlıştır. Çünkü burada çocukların psikolojileri ile beraber kişilikleri ve aile yapısı, aile değerleri gibi unsurları görmezlikten gelemeyiz. Bahsini ettiğimiz üç kategorideki çocuklarımızın durumu birbirinden farklı ve bunların başta kişilikleri, eğitim durumları ile beraber koşulları da farklıdır. Bu çocuklarımızla çoğu zaman iç içeyim. Onlarla konuşur, onlarla dertleşir, onlarla ağlardık.Kimi zaman da beraber kendi evlerinde o sıcak yuvalarında demli çay içerek sıcak muhabbetlere dalardık. 8 Kasım 2012 tarihinde katılmış olduğum çalıştayda bu üç başlığın üzerine yoğunlaşmaları dikkatlerimden kaçmadı. Üç farklı konunun bir başlık altında toplanması konunun sağlıklı irdelenmediği aksine önleyici tedbirlerin alınmasının da zorlaştığı kanısındayım. Bence olması gereken bu üç başlık üç farklı çalıştayda ele alınmasıydı. Yıllarca idarecilik yaptığım iki kenar mahallede de bu konuların ana sebeplerinin yaptığım araştırmalar ve görüşmeler sonucunda temel kaynakları konusunda fikir sahibiyim. Üzülerek belirteyim ki, sokakta çalışan çocuklar denilince Eyyübiye Mahallesi'nin öne çıkarılması mahalledeki başarılı örnek insanların varlığının yok sayılması ve şehrin tüm mahallelerinin problemsiz olduğu fikri ortaya çıkmaktadır. Oysa şehrin göbeği Bahçelievler, Yenişehir, Bamyasuyu'nda yaşayan birçok çocuğun sokaklarda nasıl çalıştığının bilincindeyiz. Yakubiye, Süleymaniye, Karşıyaka, Devteşti, Sancaktar mahallesindeki çocuklarda bunlardan geri değildir. Buradaki problem sosyal, ekonomik ve inançtır. Kanımca sokaklarda çalışan çocukların büyük bir kısmının suça sürüklenmesinin temelinde eğitimsizlik vardır. Bu eğitimsizlik, aile eğitimi, anne babanın eğitimden yoksun olması. Tabi tüm bunların kaynağında ise manevi değerlerden uzaklaşma söz konusudur. Allah'üTeala; 'Çocuk, size verilen bir emanettir.' emriyle hediye edilen çocuklarımıza yeterince sahip çıkamıyoruz. Peygamberimiz çocuk eğitiminde, aile eğitimine dikkat çekmiştir. Bediüzzaman Said Nursi; Çocuklara dinî terbiye yerine sadece medenî terbiye verilirse, anne babanın göstermiş olduğu şefkat ve merhametine karşılık hak ettikleri sevgi ve hürmeti görememe ihtimali daha yüksektir. Küçüklüğünde iman dersi almayan bir çocuk, daha sonra daha zor bir şekilde iman ve İslâmın esaslarını ruhuna sindirebilir. Bu, bir gayr-i Müslimin İslâmiyeti kabul etmesi kadar zor olur diye ifade etmiştir. Oysa ilimizin sosyoekonomik bakımdan düşük olan kenar mahallelerinde olduğu gibi en çok dezavantaj olarak bilinen Eyyübiye bölgesindeki gözlemlerime göre mevsimlik tarım işçi çocuklarımızın farklı bir duruşları vardır. Başkasının sırtında geçinmeden, çalmadan, dilenmeden, onurlu yaşamak için ailelerin % 50'sinin mecburen işe gittiği ve bu çocukların da götürülmek zorunda oldukları bilgisine sahibiz. Böyle bir çalıştayın ilimizde yapılmış olması, bu konunun toplumu rahatsız ettiğinin ve bu konuda çözüm önerilerinin arandığının göstergesidir. Ve konuya da başta valilik, milli eğitim, emniyet müdürlüğü,Harran üniversitesi ve belediye gibi kurumların yanı sıra sivil toplum örgütleri ile omuz omuza vermesi de çalıştayın önemli unsurlarıdır. Çalıştayda dikkatimizi celbeden Yeşilay temsilcisinin konuşmalarıydı. Eyyübiye'de yetişmiş ve Eyyübiye' de birçok çalışmasını sürdüren eğitimci Muharrem Çelik'in 'Eyyübiye bölgesinde bulunan sezonluk tarım işçilerinin alın teriyle geçinmek için eğitime ara verdikleri görülmektedir. Sokaklarda çalışanlar ise çalışmayı huy edinmiş çocuklardır. Eyyübiye'de yüzlerce örnek insan yetişmiş ve bu kişiler milletine ve vatanına hizmet etmektedir.' şeklindeki konuşmaları aslında Eyyübiye mahallesindeki görüşlerin ne kadar yanıltıcı olduğunu ortaya koydu. Bu tür çalıştay, sempozyum, panellerin olması çok iyi. Çünkü bu tür faaliyetlerle bu konular kamu ile paylaşılıp, gündeme geliyor. İlk defa bu çalıştayda farklı kurumların bir araya geldiğini gördüm. Kurumlar arasındaki işbirliğinin şart olduğunu bu çalıştayda gördük. Umarız ki, çalıştaydan sonra valilik koordinesinde kurumlar arasındaki işbirliği devam eder.
Çocuk, Allah'ın insana vermiş olduğu bir emanettir. 'Çocuklar yeryüzünde gezen ciğerlerimizdir.' diyen peygamberimiz, çocukların bizler için bir hediye, bir emanet ve nimet olduğunu açıkça ifade etmektedir. Nasıl ki, ilkbaharda çiçekler açılır, etrafa hoş koku verir, sevgi ve muhabbet ile belirli süre içerisinde yaşamını sürdürür ve sonradan kendiliğinden solar. Bazı çiçekler vardır ki, daha çiçek açmadan solar. Etrafına bu güzellikleri koklatmadan yaşamları sona erer. Evet, çocuk bir çiçektir. Çiçekler de sevgiye, merhamete, şefkata en basiti bir tebessüme ihtiyaçları vardır. İyi bakılırsa kendisiyle barışık, ailesine ve topluma faydalı birer fert olur. Bu güzel imkanlardan uzak kalırsa hem kendisi,hem ailesi hem de toplum için potansiyel tehlike olarak karşımıza çıkar. Şanlıurfa sokaklarında çalışan çocuklar çalıştayına katılmcı olarak davet edildim. Doğrusu konuya pek de yabancı değildim. Gerek çocukluğumda çalıştığım pamuk tarlalarında gerekse mesleğimden dolayı çalıştığım mahallelerde bu konuları yakinen bilirim. Sokak çocukları ve sokakta çalışan çocuklar ile mevsimlik tarım işçiliği çocukları farklı birer konu olup üçünün bir başlıkta değerlendirilmesi bence yanlıştır. Çünkü burada çocukların psikolojileri ile beraber kişilikleri ve aile yapısı, aile değerleri gibi unsurları görmezlikten gelemeyiz. Bahsini ettiğimiz üç kategorideki çocuklarımızın durumu birbirinden farklı ve bunların başta kişilikleri, eğitim durumları ile beraber koşulları da farklıdır. Bu çocuklarımızla çoğu zaman iç içeyim. Onlarla konuşur, onlarla dertleşir, onlarla ağlardık.Kimi zaman da beraber kendi evlerinde o sıcak yuvalarında demli çay içerek sıcak muhabbetlere dalardık. 8 Kasım 2012 tarihinde katılmış olduğum çalıştayda bu üç başlığın üzerine yoğunlaşmaları dikkatlerimden kaçmadı. Üç farklı konunun bir başlık altında toplanması konunun sağlıklı irdelenmediği aksine önleyici tedbirlerin alınmasının da zorlaştığı kanısındayım. Bence olması gereken bu üç başlık üç farklı çalıştayda ele alınmasıydı. Yıllarca idarecilik yaptığım iki kenar mahallede de bu konuların ana sebeplerinin yaptığım araştırmalar ve görüşmeler sonucunda temel kaynakları konusunda fikir sahibiyim. Üzülerek belirteyim ki, sokakta çalışan çocuklar denilince Eyyübiye Mahallesi'nin öne çıkarılması mahalledeki başarılı örnek insanların varlığının yok sayılması ve şehrin tüm mahallelerinin problemsiz olduğu fikri ortaya çıkmaktadır. Oysa şehrin göbeği Bahçelievler, Yenişehir, Bamyasuyu'nda yaşayan birçok çocuğun sokaklarda nasıl çalıştığının bilincindeyiz. Yakubiye, Süleymaniye, Karşıyaka, Devteşti, Sancaktar mahallesindeki çocuklarda bunlardan geri değildir. Buradaki problem sosyal, ekonomik ve inançtır. Kanımca sokaklarda çalışan çocukların büyük bir kısmının suça sürüklenmesinin temelinde eğitimsizlik vardır. Bu eğitimsizlik, aile eğitimi, anne babanın eğitimden yoksun olması. Tabi tüm bunların kaynağında ise manevi değerlerden uzaklaşma söz konusudur. Allah'üTeala; 'Çocuk, size verilen bir emanettir.' emriyle hediye edilen çocuklarımıza yeterince sahip çıkamıyoruz. Peygamberimiz çocuk eğitiminde, aile eğitimine dikkat çekmiştir. Bediüzzaman Said Nursi; Çocuklara dinî terbiye yerine sadece medenî terbiye verilirse, anne babanın göstermiş olduğu şefkat ve merhametine karşılık hak ettikleri sevgi ve hürmeti görememe ihtimali daha yüksektir. Küçüklüğünde iman dersi almayan bir çocuk, daha sonra daha zor bir şekilde iman ve İslâmın esaslarını ruhuna sindirebilir. Bu, bir gayr-i Müslimin İslâmiyeti kabul etmesi kadar zor olur diye ifade etmiştir. Oysa ilimizin sosyoekonomik bakımdan düşük olan kenar mahallelerinde olduğu gibi en çok dezavantaj olarak bilinen Eyyübiye bölgesindeki gözlemlerime göre mevsimlik tarım işçi çocuklarımızın farklı bir duruşları vardır. Başkasının sırtında geçinmeden, çalmadan, dilenmeden, onurlu yaşamak için ailelerin % 50'sinin mecburen işe gittiği ve bu çocukların da götürülmek zorunda oldukları bilgisine sahibiz. Böyle bir çalıştayın ilimizde yapılmış olması, bu konunun toplumu rahatsız ettiğinin ve bu konuda çözüm önerilerinin arandığının göstergesidir. Ve konuya da başta valilik, milli eğitim, emniyet müdürlüğü,Harran üniversitesi ve belediye gibi kurumların yanı sıra sivil toplum örgütleri ile omuz omuza vermesi de çalıştayın önemli unsurlarıdır. Çalıştayda dikkatimizi celbeden Yeşilay temsilcisinin konuşmalarıydı. Eyyübiye'de yetişmiş ve Eyyübiye' de birçok çalışmasını sürdüren eğitimci Muharrem Çelik'in 'Eyyübiye bölgesinde bulunan sezonluk tarım işçilerinin alın teriyle geçinmek için eğitime ara verdikleri görülmektedir. Sokaklarda çalışanlar ise çalışmayı huy edinmiş çocuklardır. Eyyübiye'de yüzlerce örnek insan yetişmiş ve bu kişiler milletine ve vatanına hizmet etmektedir.' şeklindeki konuşmaları aslında Eyyübiye mahallesindeki görüşlerin ne kadar yanıltıcı olduğunu ortaya koydu. Bu tür çalıştay, sempozyum, panellerin olması çok iyi. Çünkü bu tür faaliyetlerle bu konular kamu ile paylaşılıp, gündeme geliyor. İlk defa bu çalıştayda farklı kurumların bir araya geldiğini gördüm. Kurumlar arasındaki işbirliğinin şart olduğunu bu çalıştayda gördük. Umarız ki, çalıştaydan sonra valilik koordinesinde kurumlar arasındaki işbirliği devam eder.
Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) ve diğer ajanslar tarafından eklenen tüm haberler, sitemizin editörlerinin müdahalesi olmadan ajans kanallarından çekilmektedir. Bu haberlerde yer alan hukuki muhataplar haberi geçen ajanslar olup sitemizin hiç bir editörü sorumlu tutulamaz...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.