Gani Rüzgar Savaşa'dan Açıklama

Gündem 29.10.2026 - 12:49, Güncelleme: 29.10.2026 - 12:49 498 kez okundu.
 

Gani Rüzgar Savaşa'dan Açıklama

Basın medyanın dikkatine. ​Bugünden beri bütün ana haberlerde, televizyonlarda, gazetelerde, haber sayfalarında, YouTube'larda, Facebook'larda, Instagram'larda hep Ahmet Kaya. Hep Ahmet Kaya'nın mahkemesi. ​Hiçbir de sormuyor neden
​Bu kadın paraya doymuyor. Bu kadın her yere saldırıyor. Bu kadın hak hukuku çiğniyor. Bu kadın rahmetli Ahmet Kaya'nın kemiklerini bile sızlatıyor. ​Ve bu senaryoyu biz ele aldığımızda Yusuf Hayaloğlu yaşıyordu, ee 2008 yılında beraber İzmir'e yolculuk yapmıştık ve beraber yazdık, sonra senaryoyu Gülten Kaya'ya verdim ve o da üzerinde durdu, sonra yıllar geçti, 2014'te söyledim, "zamanı var" dedi, sonra Süleymaniye Film Festivali'ndeydik, orada ee Molla Bahtiyar yani Celal Talabani'nin yerine gelen Cumhur, dedi ki "ben size destek olayım", ben de orada Gülten Hanım'ı aradım, dedi ki "bir sponsor bulduk Ahmet Kaya'nın filmini yaparım." ​Sonra dedi ki "hele gel zamanı var", sonra geldim, baktım ki iş değişmiş. Gülten Hanım Ferzende Kaya diye TRT Şeş'in içinde olan "yazarım" diye bir arkadaşla kitap yazdırıyor, sonra senaryo yazdırıyor, sonra da Yavuz Bingöl'le beraber filmi çekmeye kalkıyorlar ve sonra da devletin parasıyla film yapmak istiyorlar. ​Çünkü paraya doymuyor bunlar. Yani ideal, ilke yok, düşünce yok, fikir yok, hürriyet yok, sadakat yok, Ahmet Kaya'nın kimliği yok, bunlar paraya, paranın esiri olmuşlar ve filmi Yavuz Bingöl'le beraber çekmek istiyorlar. Oysa Yavuz Bingöl korkuda Ahmet Kaya'yı ziyaret bile etmemişti, kendisi de biliyorlar. ​Sonra rahmetli Yusuf Hayaloğlu kendisine demişlerdi ki o gece 70'e yakın sanatçı vardı, yönetmen vardı, ses sanatçısı vardı, müzisyen vardı, yapımcı vardı, oyuncular vardı. "Biz hiçbirimiz de başa çıkamayız, ancak Kaan Rüzgar Şavata bu filmi çeker" demişti. O da doğru demişti. O güne kadar çok iyiydik. ​Sonra işin içine para girince nefis değişti. Oysa benimle beraber ortak yapmak isteyenler, yol yürüyenler dedi ki "parayı biz koyalım, biz yapalım beraber üç ortak." Ben de bunu Gülten Hanım'a ilettim, dedim ki "biz parayı senin hesaba yatıralım, şirketin hesabına yatıralım, senin kızın Melis Sinema TV mezunu yönetmen koltuğunda oturur, bizim hiç ismimiz bile adımız olmasın, biz çekelim." ​"Düşünelim" dedi. Sonra baktı ki iş başkan Yavuz Bingöl'le çekecek, illaki Yavuz Bingöl'le, çünkü devletten bayağı para alacaklar, devletin parası deniz ya, biz de bu oyunu bozduk, ben çekeceğim dedim. Sonra beni telefondan aradılar dediler ki "bak kardeşim, sen bizim soyadımızı kullanamazsın, bizim Türklerimizi kullanamazsın, bizim ailemize karışamazsın." Dedim ki "tamam, ben Kaya soyadını kullanmam, senin Türklerini kullanmam, ben hikayenin başka boyutunu çekeceğim. Ahmet Kaya artık toplumun malımış bir insandır, bir sanatçıdır, üzerinde 20-25 yıl yaşmıştır." ​Tamam dedi. Biz de filmi çektik, sonra bizimle beraber Ahmet Kaya'nın Ahmet'in Türküsü diye bir film çekildi. Onunla da davayla uğraştılar, o da kazandı. ​Sonra mahkeme, biz film tam vizyona girecekken mahkeme durdurdu. Durdurunca bir teminat yatırıyorlar, durdurdular. Sonra üç mahkeme geçti, üçüncüde biz kazandık ve Kültür Bakanlığı'na her gittiğimizde de mahkemenin sonucunu beklememiz lazım, yoksa eser işletme vermeyiz, yoksa sinemalara girmezsiniz. ​Biz de mahkemenin sonuçlarını bekledik, mahkemeyi kazandık, Kültür Bakanlığı'na başvurduk, eser işletmemizi verdiler ve filmi vizyona girdik. Burada açık net söylüyorum. ​Sonra filmi vizyona girdiğimizde Gülten Hanım biraz sağdan soldan dedikodulara taraf üzüntülerini belirtti. Ben de dedim ki "birinci ağızdan beni dinle, biz sana ne tazminat açarız, ne de hak hukuk ararız, zararsak kârdan da biz bu filmin elde edilen geliriyle isterseniz bir müze yapalım, isterseniz Ahmet Kaya adına bir okul yapalım, isterseniz tekrar bir film de çekeriz, isterseniz her köyde bir çeşme yaparız" dedim. "Yok" dedi, "filmi bana getirin, biz ne yaparız, beraber yaparız." Sonra baktım niyet kötü, filmi elimizden alacak, negativi sahibi çıkacak, belki hiç vizyona koymayacak. Halbuki hak hukuk adalet diye bir şey var, devlet bize kapıyı açmış ve biz de filmi vizyona koyduk. ​Ancak pandemiye denk geldi. Sonra orada dediler ki Şavata ve arkadaşları Ahmet Kaya'nın üzerinde para kazanmak istiyorlar. Biz de namerde bu oyunu eğmedik, dedik ki "madem öyle, aha biz de pandemide, yoksa ben pandemide filmi koymazdım." Ve Mart dağıtımla Türkiye'nin en büyük dağıtımında da filmi hem Türkiye'de hem Avrupa'da vizyona girdik. Ancak ne yazık ki pandemiye denk geldi dediğim gibi, 300 kişilik salona 50 kişi alıyorlardı ve biz de filmi gösterime koyduk. ​Sonra çarşamba günü Sayın Cumhurbaşkanı haber yaptılar. Haberler ana haberlerde salonlar kapandı, sinemalar kapandı, film öyle kaldı. Sonra tekrar pandemide salonlar açılmaya başladı, tekrar koyduk. Ne yazık ki yerini bulamadı. ​İnsanlar da tabii Gülten Kaya'nın yaptığı demeçlerinde bizdeki bize olan hakaretleriyle neler söylemedi ki! Aslında o hakaretlere bile biz dava açsak küfürsüz demekle beraber neler söylemedi ki! Dava açsak biz büyük bir tazminat alırız. Ama şimdi gelinen nokta o, ben şimdi Gülten Kaya'ya dava da açacağım, tazminat da isteyeceğim ve elde edilen gelirde Ahmet Kaya adına bir müze yapacağım. ​Ben bunu şart koştum ve el mi yaman, bey mi yaman! Çünkü biz yamanız, çünkü devletin kanunları, kuralları, adalet terazisi bizden yana. Ben her zaman dediğim gibi ben adalet veren terazinin herhangi bir kefesine giremem, olsam olsam o terazinin ibresi olurum. Adalet karşısında boynumuz kıldan incedir ve biz de mahkemede davamızı savunacağız. ​Ben burada tellallık yapan bazı basın medya organlarına sesleniyorum, gerçeği görün, gerçeği bilin, gerçek bildiğiniz gibi değil ve artı film yasaklandı diyorsun, ya film sinemalara girdi, film vizyona girdi, filmde ne yasak var? Filmde hiçbir yasak yok ve film ben istediğim zamanlar bütün her yerde yayınlatırım. ​Ama bunu yapmıyorum, diyorum ki belki bir TV'lerde veyahut da bir kanalda veyahut da bir dijital kanalda filmi vizyona koruz tekrar diye düşünüyorum. ​Onun için kusura bakmasın kimse, film bizim, biz haklıyız ve bu mahkemede sonuç verecektir. Zaten mahkemede bir filme yasak masak gelmemiştir ancak mahkeme bozulmuş, tekrar dava sürecektir diyor. Filme ne yasak gelecek? O zaman Kültür Bakanlığı'na davasın. Kültür Bakanlığı ne izin verdi desin? ​Davada biz değil Kültür Bakanlığı o zaman sanıktır, biz sanık değiliz. Biz şahidiz o zaman. Yani onun için hiç bunların haklı bir tarafı yok. Sorarlar Emina Hanım'a, sen Gandhi'ysen Emina Hanım ben de yamanım. Sorarlar Çiğdem'e, Emina'nın kızı Çiğdem'dir, herkes Gülten Kaya'nın bilir. Bir Gandhi'yse yamanım. Sorarlar rahmetli Mustafa Kaya'ya Gandhi'yse yamanım. Sorarlar Gülten'in kızı Melis'e Gandhi'yse yamanım. Gülten sen neyin nesisin desin? Sen bir defa Yusuf Hayaloğlu çocukları peri perişan etmişsin, Yusuf Hayaloğlu'nun bütün eserlerini eline almışsın. Önce sen ailene etrafına sahip çık. Ayıp değil mi? Sen şu saaten sonra tekrar mahkemelere geliyorsun ve bizim mahkemeleri bununla işgal ediyorsun ve bizi sömürüyorsun. Doymayacak mısın daha? Yeter ya, senin yaptığın. ​Adalet denen bir şey var, hak hukuk var, mahkemeleri işgal etme. Ben bu saatten sonra sana da film çektirmem, ah Ahmet Kaya senin değil ve Ahmet Kaya'nın ölümlerinde de orada bir de sensin. Sen onu yalnız çektin, sen onu yalnız bıraktın. Sen ona hep karşı direndin, sen Ahmet Kaya'yı bile Ahmet Kaya'yla saymaz ya. Senin üzerinde başka biriydi, terör estiriyordu, ben bilmiyor muyum seni? Ailenin içini biliyorum ben. Ama bir sesimizi çıkarmıyoruz, korkunçliğin içinde diyoruz, sen saygıda kusur ediyorsun, sevgide kusur ediyorsun, yanlış yapıyorsun, yanlış yapmaktasın. ​Dolduruşa gelme, dolduruşa gelme. Sana bacımız dedik, emanetimiz dedik, kardeşimiz dedik, ablamız dedik, anamiz dedik ama sen halen saygıda kusur ediyorsun, halen devletten para alacağını, halen filmi yapacağını mı sanıyorsun? Yapamazsın. Senin de o cesaret yok ki, senin zaten o cesaretin olsa sen devletten para istemezsin. O kadar. ​Ben burada hür basın medyanın dikkatine bunları söylüyorum. Yapmayın, doğruları konuşun, işte doğru burada. Selamlar, saygılar.
Basın medyanın dikkatine. ​Bugünden beri bütün ana haberlerde, televizyonlarda, gazetelerde, haber sayfalarında, YouTube'larda, Facebook'larda, Instagram'larda hep Ahmet Kaya. Hep Ahmet Kaya'nın mahkemesi. ​Hiçbir de sormuyor neden

​Bu kadın paraya doymuyor. Bu kadın her yere saldırıyor. Bu kadın hak hukuku çiğniyor. Bu kadın rahmetli Ahmet Kaya'nın kemiklerini bile sızlatıyor.
​Ve bu senaryoyu biz ele aldığımızda Yusuf Hayaloğlu yaşıyordu, ee 2008 yılında beraber İzmir'e yolculuk yapmıştık ve beraber yazdık, sonra senaryoyu Gülten Kaya'ya verdim ve o da üzerinde durdu, sonra yıllar geçti, 2014'te söyledim, "zamanı var" dedi, sonra Süleymaniye Film Festivali'ndeydik, orada ee Molla Bahtiyar yani Celal Talabani'nin yerine gelen Cumhur, dedi ki "ben size destek olayım", ben de orada Gülten Hanım'ı aradım, dedi ki "bir sponsor bulduk Ahmet Kaya'nın filmini yaparım."
​Sonra dedi ki "hele gel zamanı var", sonra geldim, baktım ki iş değişmiş. Gülten Hanım Ferzende Kaya diye TRT Şeş'in içinde olan "yazarım" diye bir arkadaşla kitap yazdırıyor, sonra senaryo yazdırıyor, sonra da Yavuz Bingöl'le beraber filmi çekmeye kalkıyorlar ve sonra da devletin parasıyla film yapmak istiyorlar.
​Çünkü paraya doymuyor bunlar. Yani ideal, ilke yok, düşünce yok, fikir yok, hürriyet yok, sadakat yok, Ahmet Kaya'nın kimliği yok, bunlar paraya, paranın esiri olmuşlar ve filmi Yavuz Bingöl'le beraber çekmek istiyorlar. Oysa Yavuz Bingöl korkuda Ahmet Kaya'yı ziyaret bile etmemişti, kendisi de biliyorlar.
​Sonra rahmetli Yusuf Hayaloğlu kendisine demişlerdi ki o gece 70'e yakın sanatçı vardı, yönetmen vardı, ses sanatçısı vardı, müzisyen vardı, yapımcı vardı, oyuncular vardı. "Biz hiçbirimiz de başa çıkamayız, ancak Kaan Rüzgar Şavata bu filmi çeker" demişti. O da doğru demişti. O güne kadar çok iyiydik.
​Sonra işin içine para girince nefis değişti. Oysa benimle beraber ortak yapmak isteyenler, yol yürüyenler dedi ki "parayı biz koyalım, biz yapalım beraber üç ortak." Ben de bunu Gülten Hanım'a ilettim, dedim ki "biz parayı senin hesaba yatıralım, şirketin hesabına yatıralım, senin kızın Melis Sinema TV mezunu yönetmen koltuğunda oturur, bizim hiç ismimiz bile adımız olmasın, biz çekelim."
​"Düşünelim" dedi. Sonra baktı ki iş başkan Yavuz Bingöl'le çekecek, illaki Yavuz Bingöl'le, çünkü devletten bayağı para alacaklar, devletin parası deniz ya, biz de bu oyunu bozduk, ben çekeceğim dedim. Sonra beni telefondan aradılar dediler ki "bak kardeşim, sen bizim soyadımızı kullanamazsın, bizim Türklerimizi kullanamazsın, bizim ailemize karışamazsın." Dedim ki "tamam, ben Kaya soyadını kullanmam, senin Türklerini kullanmam, ben hikayenin başka boyutunu çekeceğim. Ahmet Kaya artık toplumun malımış bir insandır, bir sanatçıdır, üzerinde 20-25 yıl yaşmıştır."
​Tamam dedi. Biz de filmi çektik, sonra bizimle beraber Ahmet Kaya'nın Ahmet'in Türküsü diye bir film çekildi. Onunla da davayla uğraştılar, o da kazandı.
​Sonra mahkeme, biz film tam vizyona girecekken mahkeme durdurdu. Durdurunca bir teminat yatırıyorlar, durdurdular. Sonra üç mahkeme geçti, üçüncüde biz kazandık ve Kültür Bakanlığı'na her gittiğimizde de mahkemenin sonucunu beklememiz lazım, yoksa eser işletme vermeyiz, yoksa sinemalara girmezsiniz.
​Biz de mahkemenin sonuçlarını bekledik, mahkemeyi kazandık, Kültür Bakanlığı'na başvurduk, eser işletmemizi verdiler ve filmi vizyona girdik. Burada açık net söylüyorum.
​Sonra filmi vizyona girdiğimizde Gülten Hanım biraz sağdan soldan dedikodulara taraf üzüntülerini belirtti. Ben de dedim ki "birinci ağızdan beni dinle, biz sana ne tazminat açarız, ne de hak hukuk ararız, zararsak kârdan da biz bu filmin elde edilen geliriyle isterseniz bir müze yapalım, isterseniz Ahmet Kaya adına bir okul yapalım, isterseniz tekrar bir film de çekeriz, isterseniz her köyde bir çeşme yaparız" dedim. "Yok" dedi, "filmi bana getirin, biz ne yaparız, beraber yaparız." Sonra baktım niyet kötü, filmi elimizden alacak, negativi sahibi çıkacak, belki hiç vizyona koymayacak. Halbuki hak hukuk adalet diye bir şey var, devlet bize kapıyı açmış ve biz de filmi vizyona koyduk.
​Ancak pandemiye denk geldi. Sonra orada dediler ki Şavata ve arkadaşları Ahmet Kaya'nın üzerinde para kazanmak istiyorlar. Biz de namerde bu oyunu eğmedik, dedik ki "madem öyle, aha biz de pandemide, yoksa ben pandemide filmi koymazdım." Ve Mart dağıtımla Türkiye'nin en büyük dağıtımında da filmi hem Türkiye'de hem Avrupa'da vizyona girdik. Ancak ne yazık ki pandemiye denk geldi dediğim gibi, 300 kişilik salona 50 kişi alıyorlardı ve biz de filmi gösterime koyduk.
​Sonra çarşamba günü Sayın Cumhurbaşkanı haber yaptılar. Haberler ana haberlerde salonlar kapandı, sinemalar kapandı, film öyle kaldı. Sonra tekrar pandemide salonlar açılmaya başladı, tekrar koyduk. Ne yazık ki yerini bulamadı.
​İnsanlar da tabii Gülten Kaya'nın yaptığı demeçlerinde bizdeki bize olan hakaretleriyle neler söylemedi ki! Aslında o hakaretlere bile biz dava açsak küfürsüz demekle beraber neler söylemedi ki! Dava açsak biz büyük bir tazminat alırız. Ama şimdi gelinen nokta o, ben şimdi Gülten Kaya'ya dava da açacağım, tazminat da isteyeceğim ve elde edilen gelirde Ahmet Kaya adına bir müze yapacağım.
​Ben bunu şart koştum ve el mi yaman, bey mi yaman! Çünkü biz yamanız, çünkü devletin kanunları, kuralları, adalet terazisi bizden yana. Ben her zaman dediğim gibi ben adalet veren terazinin herhangi bir kefesine giremem, olsam olsam o terazinin ibresi olurum. Adalet karşısında boynumuz kıldan incedir ve biz de mahkemede davamızı savunacağız.
​Ben burada tellallık yapan bazı basın medya organlarına sesleniyorum, gerçeği görün, gerçeği bilin, gerçek bildiğiniz gibi değil ve artı film yasaklandı diyorsun, ya film sinemalara girdi, film vizyona girdi, filmde ne yasak var? Filmde hiçbir yasak yok ve film ben istediğim zamanlar bütün her yerde yayınlatırım.
​Ama bunu yapmıyorum, diyorum ki belki bir TV'lerde veyahut da bir kanalda veyahut da bir dijital kanalda filmi vizyona koruz tekrar diye düşünüyorum.
​Onun için kusura bakmasın kimse, film bizim, biz haklıyız ve bu mahkemede sonuç verecektir. Zaten mahkemede bir filme yasak masak gelmemiştir ancak mahkeme bozulmuş, tekrar dava sürecektir diyor. Filme ne yasak gelecek? O zaman Kültür Bakanlığı'na davasın. Kültür Bakanlığı ne izin verdi desin?
​Davada biz değil Kültür Bakanlığı o zaman sanıktır, biz sanık değiliz. Biz şahidiz o zaman. Yani onun için hiç bunların haklı bir tarafı yok. Sorarlar Emina Hanım'a, sen Gandhi'ysen Emina Hanım ben de yamanım. Sorarlar Çiğdem'e, Emina'nın kızı Çiğdem'dir, herkes Gülten Kaya'nın bilir. Bir Gandhi'yse yamanım. Sorarlar rahmetli Mustafa Kaya'ya Gandhi'yse yamanım. Sorarlar Gülten'in kızı Melis'e Gandhi'yse yamanım. Gülten sen neyin nesisin desin? Sen bir defa Yusuf Hayaloğlu çocukları peri perişan etmişsin, Yusuf Hayaloğlu'nun bütün eserlerini eline almışsın. Önce sen ailene etrafına sahip çık. Ayıp değil mi? Sen şu saaten sonra tekrar mahkemelere geliyorsun ve bizim mahkemeleri bununla işgal ediyorsun ve bizi sömürüyorsun. Doymayacak mısın daha? Yeter ya, senin yaptığın.
​Adalet denen bir şey var, hak hukuk var, mahkemeleri işgal etme. Ben bu saatten sonra sana da film çektirmem, ah Ahmet Kaya senin değil ve Ahmet Kaya'nın ölümlerinde de orada bir de sensin. Sen onu yalnız çektin, sen onu yalnız bıraktın. Sen ona hep karşı direndin, sen Ahmet Kaya'yı bile Ahmet Kaya'yla saymaz ya. Senin üzerinde başka biriydi, terör estiriyordu, ben bilmiyor muyum seni? Ailenin içini biliyorum ben. Ama bir sesimizi çıkarmıyoruz, korkunçliğin içinde diyoruz, sen saygıda kusur ediyorsun, sevgide kusur ediyorsun, yanlış yapıyorsun, yanlış yapmaktasın.
​Dolduruşa gelme, dolduruşa gelme. Sana bacımız dedik, emanetimiz dedik, kardeşimiz dedik, ablamız dedik, anamiz dedik ama sen halen saygıda kusur ediyorsun, halen devletten para alacağını, halen filmi yapacağını mı sanıyorsun? Yapamazsın. Senin de o cesaret yok ki, senin zaten o cesaretin olsa sen devletten para istemezsin. O kadar.
​Ben burada hür basın medyanın dikkatine bunları söylüyorum. Yapmayın, doğruları konuşun, işte doğru burada. Selamlar, saygılar.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Adana arap escort Çukurova arap escort Seyhan arap escort Ankara arap escort Mamak arap escort Etimesgut arap escort Polatlı arap escort Pursaklar arap escort Haymana arap escort Çankaya arap escort Keçiören arap escort Sincan arap escort Antalya arap escort Kumluca arap escort Konyaaltı arap escort Manavgat arap escort Muratpaşa arap escort Kaş arap escort Alanya arap escort Kemer arap escort Bursa arap escort Eskişehir arap escort Gaziantep arap escort Şahinbey arap escort Nizip arap escort Şehitkamil arap escort İstanbul arap escort Merter arap escort Nişantaşı arap escort Şerifali arap escort Maltepe arap escort Sancaktepe arap escort Eyüpsultan arap escort Şişli arap escort Kayaşehir arap escort Büyükçekmece arap escort Beşiktaş arap escort Mecidiyeköy arap escort Zeytinburnu arap escort Sarıyer arap escort Bayrampaşa arap escort Fulya arap escort Beyoğlu arap escort Başakşehir arap escort Tuzla arap escort Beylikdüzü arap escort Pendik arap escort Bağcılar arap escort Ümraniye arap escort Üsküdar arap escort Esenyurt arap escort Küçükçekmece arap escort Esenler arap escort Güngören arap escort Kurtköy arap escort Bahçelievler arap escort Sultanbeyli arap escort Ataşehir arap escort Kağıthane arap escort Fatih arap escort Çekmeköy arap escort Çatalca arap escort Bakırköy arap escort Kadıköy arap escort Avcılar arap escort Beykoz arap escort Kartal arap escort İzmir arap escort Balçova arap escort Konak arap escort Bayraklı arap escort Buca arap escort Çiğli arap escort Gaziemir arap escort Bergama arap escort Karşıyaka arap escort Urla arap escort Bornova arap escort Çeşme arap escort Kayseri arap escort Kocaeli arap escort Gebze arap escort İzmit arap escort Malatya arap escort Manisa arap escort Mersin arap escort Yenişehir arap escort Mezitli arap escort Erdemli arap escort Silifke arap escort Akdeniz arap escort Anamur arap escort Muğla arap escort Bodrum arap escort Milas arap escort Dalaman arap escort Marmaris arap escort Fethiye arap escort Datça arap escort Samsun arap escort Atakum arap escort İlkadım arap escort Adıyaman arap escort Afyonkarahisar arap escort Ağrı arap escort Aksaray arap escort Amasya arap escort Ardahan arap escort Artvin arap escort Aydın arap escort Balıkesir arap escort Bartın arap escort Batman arap escort Bayburt arap escort Bilecik arap escort Bingöl arap escort Bitlis arap escort Bolu arap escort Burdur arap escort Çanakkale arap escort Çankırı arap escort Çorum arap escort Denizli arap escort Diyarbakır arap escort Düzce arap escort Edirne arap escort Elazığ arap escort Erzincan arap escort Erzurum arap escort Giresun arap escort Gümüşhane arap escort Hakkari arap escort Hatay arap escort Iğdır arap escort Isparta arap escort Kahramanmaraş arap escort Karabük arap escort Karaman arap escort Kars arap escort Kastamonu arap escort Kırıkkale arap escort Kırklareli arap escort Kırşehir arap escort Kilis arap escort Konya arap escort Kütahya arap escort Mardin arap escort Muş arap escort Nevşehir arap escort Niğde arap escort Ordu arap escort Osmaniye arap escort Rize arap escort Sakarya arap escort Siirt arap escort Sinop arap escort Sivas arap escort Şanlıurfa arap escort Şırnak arap escort Tekirdağ arap escort Tokat arap escort Trabzon arap escort Tunceli arap escort Uşak arap escort Van arap escort Yalova arap escort Yozgat arap escort Zonguldak arap escort
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.