Şeker kanseri tetikliyor

SDÜ (Süleyman Demirel Üniversitesi) Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Soyupek, şekerin kanser hücrelerini tetiklediğini söyledi.

 

Tüm İnternet Gazeteciliği ve Gazeteciler Derneği (TİNGADER) ile Tarafsız Yerel Gazeteciler Derneği (TYGD), Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Soyupek’i ağırladı.

 

Prof. Dr. Soyupek, Gazeteci-Yazar Müslüm Aktürk’ün moderatörlüğünde video yöntemiyle gerçekleşen konferansta, kanser hastalığını ve kanserden korunmanın yöntemlerini anlattı.

 

Kanserin, kalp hastalığından sonra ölüm sıralamasında ikinci geldiğini belirten Prof. Dr. Soyupek, “şekerden mümkün oldukça uzak durmak lazım, çünkü şeker kanser hücrelerini tetikliyor. Hele hele glikoz, mısır şurubu gibi yapay tatlandırıcılar bu tehlikeyi daha da arttırıyor” dedi.

 

Sigara ve çevresel faktörlerin de kansere yol açtığını hatırlatan Prof. Dr. Sedat Soyupek, risk faktörleri ne kadar azaltılırsa kansere yakalanma oranın da o kadar azaltılmış olacağını söyledi.

 

45-50 yaşına gelmiş kadınların meme ve rahim, erkeklerin de prostat taramalarını mutlaka yaptırmaları gerektiğine dikkat çeken SDÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Soyupek, konferansta yaptığı konuşmada özetle şunları ifade etti:

 

“Ailesinde prostat kanseri vakası varsa biz bu erkekleri 45 yaş itibariyle takibe alıyoruz. Yoksa bile 50 yaş gibi rutin takibe girmesi lazım. Çünkü hastalık sinsi bir şekilde pek bulgu vermeden ilerliyor.

 

Prostat muayenesi için erkekler biraz çekiniyor ama şimdi artık daha kolay teşhis konulabiliyor. PSA testiyle bile tespit etmem mümkün. Yapılan kan ve idrar tahlilleriyle aynı gün içinde prostatta sorun olup olmadığını öğrenebiliyoruz.

 

Kanser hastalığında kesin tanı biyopsiyle konulur. Teşhis konulsa bile tedavi süreci için üz bölüm birlikte karar veriyor. Böyle durumlarda hekiminizden talep edin, çoklu merkezin, çoklu bölümün birlikte karar vermesi lazım. Biz hasta tedavi ederken de beraber planlayıp karar veriyoruz.

 

TEDAVİ YOLCULUK GİBİDİR

 

Prostat kanseri tedavisi yolculuktur, farklı uygulamalar oluyor, yardım alınır. Doğru bir şekilde yolculuk yapılırsa uzun yıllara yayılan yaşam süreleri mevcut. İleri evre olsa bile doğru tedavi uygulamasıyla hasta hayatta tutulabiliyor.

 

Hastalık sağa sola yayılmadan, belli yerdeyken yakalanırsa tedavi etmek mümkün. Yani prostatın dışına taşmadan teşhis edilmişse tedavide daha olumlu sonuç alınır.

 

Halk arasında ‘bıçak değdi yayıldı’ diye bir algı oluşmuş. Şayet hastalık organlardan kesilerek temizlenebilirse hastanın yaşama şansı artar. Prostattan çıkıp etrafa yayılmış, akciğerden çıkıp göğüs kafesine yayılmışsa hasta için daha bir zor dönem olur.

 

İNTERNETTEN OKUMAK YETERLİ DEĞİL

 

Bazı hastalar internette okuyarak geliyorlar. İnternet üzerinden tıbbı bilgiye ulaşmanız, görmediğiniz bir fili tarif etmeye benzer. İnternet üzerinde çok ciddi bir bilgi kirliliği var, ciddi bir Pazar var.

 

Bitkisel ilaçlar çok yaygın olarak dünyada kullanılıyor. Gerçekten de belli bir etkisi var. Tavsiye ederken literatüre bakmam lazım. Bitkisel ilaçların doğru dürüst standart tedavi yok. Ama prostat ilacını 20-30 yıldan beri kullanıyoruz. Standardını biliyoruz. Dolayısıyla ilaç yerine kısıtlı çalışmalarla elde edilen bitkisel ilaçlara geçmenin mantığı yok.” 

 

ÇAY, KAHVE İDRAR SÖKTÜRÜCÜDÜR

 

Çay ve kahvenin idrar söktürücü özelliği vardır. Zamanında ve kararında içildiğinde vücuda fayda sağlar. Ancak gece fazla içilmesi, özellikle de yatma saatine yakın tüketilmesi nedeniyle sık sık idrara çıkılır. İleri yaşlardaki insanlarda beyin ve idrar yolları arasındaki iletişim zayıfladığı için bu işlem ileri yaşlardaki insanlarda daha sık gece idrara çıkmaya yol açar. Dolayısıyla çay ve kahve tüketiminin hem zamanına hem de miktarına biraz dikkat etmek lazım.”