DEVA PARTİSİNDEN GÜNDEME İLİŞKİN SERT AÇIKLAMA

 

Deva Partisi Şanlıurfa İl Başkanı Av. Ahmet Tüysüz, Şanlıurfalıların çok merak ettiği ve bir türlü cevabını net ve anlaşılır şekilde alamadığı önemli birkaç soruyu kamu vicdanına sığınarak yetkililere ve ilgililere sordu.

ŞANLIURFA’NIN EĞİTİM DURUMU

Bugün basına ve sosyal medyaya da yansıyan Milli Eğitim Bakanlığı 2020 yılı Eğitim Denetim raporuna ilişkin açıklanan MEB, 2020 eğitim denetim raporuna göre “Şanlıurfa’da 86 bin 121 öğrenci eğitimi bırakmıştır. Şanlıurfa'da bin 46 öğretmen açığı var. LGS başarısı yüzde 4,5'lere indi. YKS'yi 3 yıl önce 100 öğrenciden 24,6'sı kazanıyordu. YKS'yi kazanan öğrenci oranı 3 yılda yüzde 11'lere düştü. Siverek'te LGS'ye giren öğrencilerin yüzde 97'si sınavı kazanamıyor. Harran'da 100 öğrenciden 58.4'ü liseye gitmedi. LGS 2020'yi 769 öğrenciden, 3'ü kazandı. 2019'daki 17 milyon TL'lik ödenek, 10 milyon TL'ye indi. O da, bitti. Viranşehir'de lisede kayıtlı 100 öğrenciden 34’ü hiç okula gitmedi. 3 yıl içinde 14 bin 412 öğrenci okulu tamamen bıraktı. 2020’de 2 bin 632’si kız 5 bin 979 öğrenci okulu terk etti. 100 öğrenciden 89.6’sı LGS’yi, 88’i YKS'yi kazanamadı. Suriyeli öğrencilerin evlenerek okulu bırakma sorunu var. Şanlıurfa'daki 111 özel öğretim kurumundan 2019'da 19'u batarken, 12'si devredildi ve 3’ü de nakledildi. 2020’de açılan 21 özel okuldan 14'ü kapandı. 17'si satıldı ve 7’si nakledildi yani başka okulla birleştirildi.”

MEB raporuna yansıyan bu rakamlar oldukça çarpıcı ve can acıtıcı. Can acıtıcı çünkü her bir sayı basite indirgenecek bir matematiksel rakamdan ibaret değil. Keşke öyle olsaydı. Ama unutmayalım ki her bir sayı bir insan demek. Her bir sayı bir çocuğun geleceğinin karartılması demek. Her bir sayı bir kız çocuğunun çocuk yaşta evlendirilerek istismara uğratılması, ömrü boyunca şiddet görmesi demek. Her bir sayı milli eğitim dışında bırakılarak, yoksulluğa itilmiş bugünün çocukları, yarının fındık, kaysı, pamuk toplamak için yollara düşen, can vermeye aday! yetişkinleri, tarım işçileri, ucuz emek demek. Kısaca eğitimden zorunlu anayasal hakkını alamayan her bir çocuk, yarının yoksulları, tok karnına çalışmak zorunda kalacak modern köleleri demek. Yani bu durum, yoksulluğun ve geri kalmışlığın Şanlıurfa’da kurumsallaşması demek. Kısaca bu rakamlara konu her bir çocuk hep bir ağızdan bize şunu haykırıyor: “Anne… bak kral çıplak”

 

Bu veriler aynı zamanda, neden bizde bir Silikon Vadisi, TESLA, Oxford, SpaceX, Twitter, Apple, YouTube, Microsoft, gibi markalar ve kurumlar çıkmıyor sorusunun cevabı da demek.

 

2002 yılından beri 18 yıldır tek başına iktidarda olan bir partinin Milli Eğitim Politikasını oluşturamamış olmasının en acı sonuçlarıyla baş etmek zorunda bırakılan bir kent Şanlıurfa. Öyle bir kent ki, Türkiye'nin en kalabalık nüfusa sahip 8. ili olan ve İstanbul, Ankara ve İzmir'den sonra İlk ve Ortaöğretimdeki öğrenci sayısı ile üçüncü sırada yer alan Şanlıurfa 14 milletvekili çıkarmış, Harran da referandumda rekor düzeyde oy vermiş. Ama rakamlardan anlaşılıyor ki kimse bu çocukların geleceğini önemsememiş.

 

Milli Eğitim Bakanlığına şu çağrıda bulunuyoruz: “2020 Yılı Eğitim Denetim Raporları da dikkate alınarak eğitimde yaşadığımız bu kaosun katlanarak içinden çıkılmaz hal almaması, başka çocukların geleceklerinin heba edilmemesi için Şanlıurfa için eğitimde adeta seferberlik ilan edilerek derhal acil eylem planı hazırlanması, eğitimdeki öğretmen açığı, kaynak ve kapasite sorunun ivedi giderilmesi, dürüstçe sorumluluk almaları için çağrıda bulunuyoruz.

Peki bu konuda paydaş kurum ve kuruluşlar bu durumun önüne geçebilmek için neler yapıyorlar?

Durumun düzeltilebilmesi adına ne gibi verimli ve işlenebilir politikalar geliştiriyorlar?

Yoksa tüm kangrenleşmiş sorunlarda olduğu gibi eğitimde de Şanlıurfa ve Şanlıurfalı kendi kaderine terk mi edilecek?

HIZLI TREN PROJESİ

Bugün bir yetkilinin sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşım ile 311 km uzunluğundaki Mersin-Adana-Gaziantep Hızlı Tren Hattı ihalesinin gerçekleştiğini öğreniyoruz.

Peki ya Şanlıurfa?

Neden bu ihale içinde Şanlıurfa yer almadı?

Daha önce de gündeme getirdiğimiz halde Şanlıurfa’daki ilgililer tarafından hızlı tren hattının Şanlıurfa’ya kadar olacağı söylenmiş, bugün ise açıklanan söylemlerde Şanlı lehrimizin adı dahi geçmemiştir.

Sonra olacak diyenlere ise cevabımız sorumuz şudur: Peki neden daha sonra?

Neden Şanlıurfa ihaleye şimdi alınmadı?

Çok net gördüğümüz konu şu ki yerel siyasetçiler ile Ankara siyasetçileri arasında ciddi bir kopukluk ve iletişimsizlik söz konusu. Ankara başka söyler iken Şanlıurfa siyasetçileri başka konuşuyor.

Bugüne kadar var olan iktidara ciddi anlamda destek vermiş ve haklı olarak destek beklemiş Şanlıurfa bunu mu hak etmektedir? Çekincemiz hızlı tren hattı ihalesinin şehir hastanesi ihalesine dönmesidir!

ŞEHİR HASTANESİ

YDA Sağlık Yatırım A.Ş. tarafından 2015 yılında ihalesi alınan şehir hastanesine ilişkin ilgili firmanın web sitesindeki veriler ile yola çıkılacak olur ise; bu hastanenin 675 milyon Euro bedel ile ihalesi alınmış, aradan geçen 5 yıla karşın henüz temel dahi atılmamıştır. Yetkililer ise hastanenin 2023 yılı öncesi hizmete gireceğini dile getirmişlerdir. Şimdi soruyoruz;

1-436.172 m2 uygulama alanına sahip bir şehir hastanesi 2020 yılını geride bırakmaya ramak kala şu günlerden 2023 yılına kadar nasıl bitirilecek ve nasıl hizmete yetişecektir?

2-Kazı çalışmasının başladı, başlıyor haberleri üzerine şehrimizin vekili sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapıp şehir hastanesi ihalesini yapıyoruz demesi ne demektir?

3-2023 yılına yetişecek bir şehir hastanesi neden Sağlık Bakanlığının yatırım programında dahi yer almaz?

4-Şanlıurfa’lı ilgili Şanlıurfa şehir hastanesinin durumu yerine neden twitter hesabı üzerinden Konya Şehir Hastanesine ilişkin açıklama yapar?

Özellikle yaşadığımız bu zorlu pandemi sürecinde bir an evvel bu hastane ile ilgili adımların atılması daha da önemlisi şeffaf ve anlaşılır bir dille halkın aydınlatılması gerekmez mi?

Biz Deva Partisi Şanlıurfa İl Başkanlığı olarak halkımızın vicdanına ve ferasetine dayanarak yukarıda belirtilen hususları ilgili muhataplarına soruyor, gereken cevapları sadece bizim değil halkımızın çok açık ve anlaşılır şekilde beklediğini ifade ediyoruz.